Hayalbaz

DDR Doğu Almanya

Hayalbaz tarafından Oca.28, 2010 tarihinde eklenmiştir. Etiketler: Hayalbaz Sahne

Yorum Bırakın.. devamı...

Katili Tanıyoruz Adalet İstiyoruz

Hayalbaz tarafından Oca.19, 2010 tarihinde eklenmiştir. Etiketler: Haber

Yorumlar kapalı devamı...

Ofsayt Korkusu

Hayalbaz tarafından Oca.15, 2010 tarihinde eklenmiştir. Etiketler: Hayalbaz Sahne, Sergi, etkinlik

Güncel sanat dünyası uzun zamandır, sürekli başarıya oynayan, bir çeşit star sistemine döndü.
Başarı için her yol mubah bu arenanın içine dahil olmak istemeyen emekleri öne çıkartmak gerek.

Ofsayt Korkusu, gole gitmeyi değil güzel top oynamayı temel alan, ofsayda düşmekten çekinmeyen bir takım kuruyor. Neticeye değil oyun keyfine, izleyici hazzına oynuyor. Güzel bir oyun ortaya koymak ya da arıza kaydı olmak için.
Amokachi’yi ilerde yalnız bırakmama çabası olarak
Ofsayt Korkusu

karma/güncel sanat sergisi
düzenleyen: Hayalbaz Sanat
koordinasyon: Süleyman Zafer Handan/ bay perşembe

Katılımcılar:
CİNS
ONSTON
Gökçe Sümerkan
Zeynep Özkazanç
Şenol Erdoğan
Gamze Özer
Erman Akçay
Sedat Türkantöz
Burak Cirik
Nezaket Tekin
Elif Yıldız
Suzan Orhan
Michele
Özgür Öztürk
Hande Kuşuoğlu

Tarih:
16/31 Ocak 2010
açılış:
16 Ocak Cumartesi, saat: 19:00

Yer:
Hayalbaz
Adres: 1448 Sok. Hayat Sokağı
Kıbrıs Şehitleri / Alsancak İZMİR

iletişim:
hayalbazekibi@gmail.com

Yorum Bırakın.. devamı...

Şebeke 2

Hayalbaz tarafından Ara.18, 2009 tarihinde eklenmiştir. Etiketler: Fanzin, Haber

GetAttachment.aspx

ŞEBEKE 2

Geçen sayımızın tasarımı sevgili Onston’a aitken, yeni sayımızın tasarımını Barış Demirkol yaptı. Çıkacak her sayımızda farklı dostlar tasarım masamızda olacaklar.

Bu sayının kapak, arka kapak ve ön-iç kapağında Ferzan Aktaş’ın illüstrasyonlarına yer verdik.

Gözde Genç, bize göre S.Faik ile Poe ekolleri arasında yer bulan ‘sıkı’ öyküsü otostopçu ile Şebeke’de. İlk sayımızdaki gibi şiire olabildiğince geniş yer ayırdık. Özellikle Amokachi şiiri ile ses getiren Aras Keser’in yeni şiiri Maocu Sex ilgi çekecektir. Ayrıca, Zozan Gemilerördü’nün  İzmir’in eshot otobüs hatlarına yazdığı şiirler bu sayıda 209 ile devam ediyor. Jack London’ın pek bilinmeyen Bilimkurgu yazarlığına dair bir makale, Ayşe Özkan’dan bir Allen Ginsberg çevirisi yanında, Şenol Erdoğan da önemli bir metniyle Şebeke’nin konuklarından.

Şiir/metinleriyle: Ali Kartal, Amelis, Ozan Durmaz, Öykü T.k, Baran, Ersin Şen, Fantom, Umut Taylan, Nurhak Kaya, bay Perşembe,  Ayşegül, Emre Cengiz, Suat Başkır, Özgür Asan.

Görsel Çalışmalarıyla: Onston, Cins, Edok, Wide, Rad, Emr3, Bob Arcthor, Dilana Petrowa, Zeynep Özkazanç…

Son aylarda iyice belirginleşen fanzin patlaması ne yazık bizi pekte ümitlendirmiyor. Belli duruşu, tepkisi olmayan, egosal fotokopi neşriyatın fanzin kabul edilmesi ironiktir. Bu noktada kendi içinde-içeriğinde tutarlı Dahke, Atonom, Kan-dil gibi fanzinleri öne çıkarmak, seçici olmak gereklidir. Legal basılmayan her şey fanzin değildir, keza legal basılan her şey de sistem içi değildir (bkz Underground Poetix). Biz de ömrümüz yettiğince fanzin çıkarmaya, karşıt-kültürün parçası olmaya, sokakları süslemeye, arıza çıkarmaya devam edeceğiz.

Fanzinimizin 2. nüshası İzmir de Hayalbaz’da olacak. Kadıköy ve Taksim de elden dağıtım yanında, ulaşamayanlar için Mephisto’lara da bırakılacak. Ayrıca kısa sürede Ankara ve Eskişehir’e de ulaştırmaya çalışıcaz. Başka dilek-istek olursa lütfen Şebeke’ye ulaşın

Umut ve sevgiyle…

Şebeke

Aralık 2009

Yorum Bırakın.. devamı...

Bizim Şiirler: Zozan Gemilerördü, Aras Keser

Hayalbaz tarafından Ara.11, 2009 tarihinde eklenmiştir. Etiketler: Şiir

Karataş aklı

Bütün zulaları benden önce patlatılmış
Bir ev bu. bana aramanın cansız gözleri kalmış
Olmakla birlikte, olmamanın memeuçlarını dişlerken
Raf, üzerindeki kara taşı taşımaktan ve onun keskin
Aklını alıp alıp vermekten memnun.

Sis var sis var sis var! Şırıngalar ve ıslak ölümler…
Siz var siz var! Sizin evladiyelik bi şehriniz var!

Şehrin ıslak tarafına masalsı bir panaromik göze
Ve tüm ezanları bütün gün yankılandırabilecek bir
Akustiğe sahip bu evin bütün zulaları benden önce
Patlatılmış. Bütün bombaları. Bana bulamamanın
Kesif kokusu, masif dokusu… şehir uçurumları!

Sis var sis var sis var! Duvarlarda rutubet ve is var!
siz var siz var siz var! Siz var ben yok bu kadar!

Zozan gemilerördü, 11 eylül ’09, hayalî evi.

Amokachi ileride hep yalnızdı

Anne, bana çay koyma.
Ben Ruslarla birlikte sıcak denizlere iniyorum.
Ve indikçe patates soyuyorum,
Hani bir zamanlar eldiven diktiğin titrek ellerimle.
Ya, burada her şey bi katatonik…
Yıldızlar falan onun gözlerine düşüyor.
Bunlardan çok varmış Anne,
Bizim balkondan on-on beş tanesi görünüyor

Balık kılçıkları babama sövdü dün gece.
Babam demişti hani:
“Nebukatnezar ortalığın amına koydu çocuğum”
Bunu babam demişti, ben ağlamıştım.
Ve o gece televizyonlar düşmüştü kanatlarıma. Karıncalı.

Çakıl taşları yuttuğum o yaz, topla beraber ileriye çıktım.
Ayak tırnaklarımla patlattım deniz yataklarını.
Şimdi ise inmeye devam ediyorum hala,
12 yaşımda futbolu bıraktığım halimle.
Ben ne jeneriklik goller attım,
Siz orda değildiniz bayan Anne.
Barış ile birlikte terk ederken bu mahalle maçını,
Arkamda intihar eden bir amokachi bıraktım.

Aras Keser

Yorum Bırakın.. devamı...

KIRIKA

Hayalbaz tarafından Ara.04, 2009 tarihinde eklenmiştir. Etiketler: Hayalbaz Sahne, Konser

Hayalbaz Sahnede

hayalbazcom

Yorum Bırakın.. devamı...

İnsanlık Durumu

Hayalbaz tarafından Ara.04, 2009 tarihinde eklenmiştir. Etiketler: Sergi, gösterim

İNSANLIK DURUMU- sergi
“…Yazar, devrimize musallat olacak felaketleri, zamanımızın karakterini bir kahin gibi evvelden hissediyor ve bütün dünyaya bildiriyor. Fakat uzak bir Çin’de geçen korkunç, trajik, şiddet dolu sahneler, bolluk içinde uyuklayan bir Avrupa’ya sadece egzotik gelmişti. 1930 dünyasının harp sonrası değil, harp öncesi olduğunu söylediği zaman, bu sözlere kimse ehemmiyet vermemişti… Kan ve hapishane dolu bir dünya, kamçılanan deliler, can veren insanları sımsıkı iplerle bağlayacak kadar kalpsiz cellatlar, korkunç işkenceler ve bu işkencelerden kurtulmak için zehiri ekmek gibi paylaşan insanlar! Bugün biliyoruz ki, bütün bunlar bir fanteziden ibaret olmayıp bir zamanlar dünyanın günlük hayatı olmuştur. Halbuki 1930 senesinde edebiyatta dramatik sahnelerden mümkün mertebe kaçınılır, yeknesak hayatların trajedisini tarife çalışılırdı. Sanatçılar iç sıkıntılarla, hayat yaşanmaya değer mi değmez mi gibi suallerle uğraşırken, Malraux’nun kitabı, lakaytlık içinde uyuşmuş Avrupa’ya indirilmiş bir sille idi. Fakat insanlar içlerine dönük bir vaziyette buna aldırmadılar.” (Melahat Menemencioğlu, ‘Mücadeleci ve San’atçı Andre Malraux’, Edebiyat Bahisleri, Cumhuriyet Gazetesi, Yıl 1959, Sayı 12.510)
Yukarıdaki metin, André Malraux’nun bir sahaftan alınmış İnsanlık Durumu kitabının içinden çıkan bir gazete kupüründen alıntıdır. Bu romandan sonra genel bir kavram haline gelmiş olan “insanlık durumu”, özde pasif bir tanım gibi görünse de tam tersine, radikal ve sert bir tavrı işaret eder. İnsanlık Durumu ideolojiler, sürgünler, savaşlar, inançlar, hayatta kalma mücadelelerine dışlanmışların penceresinden aktarıyor.
Bugünün post-modern dünyasına baktığımızda da aynı kavramlar daha şiddetli ve gerçekliğinden kopmuş bir şekilde devam etmektedir. Toplumun artık hümanist idealleri değil, sahte gerçeklikleri ve sistemin zorbalığını onay kurumu halini aldığımız günümüzde, ‘insanlık durumuna’ yeniden dönmek zorunluluğumuz var.
Erdal Kınacı’nın yapıtları toplumsal cinsiyet merceğinden insanlık durumunu sorguluyor. Toplumun tutucu ahlaki formları dışındaki var-oluşların, kadın-oluşların üzerindeki elbiseleri yırtıyor.
Güzin Tezel gündelik hayatın ışıltısı arasında gizlenmiş küçük bir cemaate uzatıyor deklanşörünün gölgesini. İnanç dediğimiz sistematiğin, tahakkümcü yapısını çocuk gözlerinden okumayı öneriyor.
Simber Atay aile soyağacının geçmişine bir bakış atıyor. Bu günün imgesini işin içine katarak…
Nezaket Tekin çizdiği resimli mülteci atlası ile aslında dünyamızın koca bir toplama kampına döndüğünün sinyallerini veriyor. Yıkıma koşan bir uygarlığın dünyasında hepimizin mülteci olduğunun altını kalınca çiziyor.
Suzan Orhan ise ülkenin ya da metropolün bodrum katlarına uzatıyor objektifini. Kaybetmeye doğmuş insanların yaşama enerjisini gündelik yaşam içinde yedirerek. Yıkık bir tepeden yeşilliklere dalan mağrur çocuk gözleri gibi.
Melahat hanım ile ilgili hiçbir kayıta ulaşamadık ama insanlar da içlerine dönük bir vaziyette buna aldırmadılar…
Rafet Arslan

İNSANLIK DURUMU- sergi

“…Yazar, devrimize musallat olacak felaketleri, zamanımızın karakterini bir kahin gibi evvelden hissediyor ve bütün dünyaya bildiriyor. Fakat uzak bir Çin’de geçen korkunç, trajik, şiddet dolu sahneler, bolluk içinde uyuklayan bir Avrupa’ya sadece egzotik gelmişti. 1930 dünyasının harp sonrası değil, harp öncesi olduğunu söylediği zaman, bu sözlere kimse ehemmiyet vermemişti… Kan ve hapishane dolu bir dünya, kamçılanan deliler, can veren insanları sımsıkı iplerle bağlayacak kadar kalpsiz cellatlar, korkunç işkenceler ve bu işkencelerden kurtulmak için zehiri ekmek gibi paylaşan insanlar! Bugün biliyoruz ki, bütün bunlar bir fanteziden ibaret olmayıp bir zamanlar dünyanın günlük hayatı olmuştur. Halbuki 1930 senesinde edebiyatta dramatik sahnelerden mümkün mertebe kaçınılır, yeknesak hayatların trajedisini tarife çalışılırdı. Sanatçılar iç sıkıntılarla, hayat yaşanmaya değer mi değmez mi gibi suallerle uğraşırken, Malraux’nun kitabı, lakaytlık içinde uyuşmuş Avrupa’ya indirilmiş bir sille idi. Fakat insanlar içlerine dönük bir vaziyette buna aldırmadılar.” (Melahat Menemencioğlu, ‘Mücadeleci ve San’atçı Andre Malraux’, Edebiyat Bahisleri, Cumhuriyet Gazetesi, Yıl 1959, Sayı 12.510)

Yukarıdaki metin, André Malraux’nun bir sahaftan alınmış İnsanlık Durumu kitabının içinden çıkan bir gazete kupüründen alıntıdır. Bu romandan sonra genel bir kavram haline gelmiş olan “insanlık durumu”, özde pasif bir tanım gibi görünse de tam tersine, radikal ve sert bir tavrı işaret eder. İnsanlık Durumu ideolojiler, sürgünler, savaşlar, inançlar, hayatta kalma mücadelelerine dışlanmışların penceresinden aktarıyor.

Bugünün post-modern dünyasına baktığımızda da aynı kavramlar daha şiddetli ve gerçekliğinden kopmuş bir şekilde devam etmektedir. Toplumun artık hümanist idealleri değil, sahte gerçeklikleri ve sistemin zorbalığını onay kurumu halini aldığımız günümüzde, ‘insanlık durumuna’ yeniden dönmek zorunluluğumuz var.

Erdal Kınacı’nın yapıtları toplumsal cinsiyet merceğinden insanlık durumunu sorguluyor. Toplumun tutucu ahlaki formları dışındaki var-oluşların, kadın-oluşların üzerindeki elbiseleri yırtıyor.

Güzin Tezel gündelik hayatın ışıltısı arasında gizlenmiş küçük bir cemaate uzatıyor deklanşörünün gölgesini. İnanç dediğimiz sistematiğin, tahakkümcü yapısını çocuk gözlerinden okumayı öneriyor.

Simber Atay aile soyağacının geçmişine bir bakış atıyor. Bu günün imgesini işin içine katarak…

Nezaket Tekin çizdiği resimli mülteci atlası ile aslında dünyamızın koca bir toplama kampına döndüğünün sinyallerini veriyor. Yıkıma koşan bir uygarlığın dünyasında hepimizin mülteci olduğunun altını kalınca çiziyor.

Suzan Orhan ise ülkenin ya da metropolün bodrum katlarına uzatıyor objektifini. Kaybetmeye doğmuş insanların yaşama enerjisini gündelik yaşam içinde yedirerek. Yıkık bir tepeden yeşilliklere dalan mağrur çocuk gözleri gibi.

Melahat hanım ile ilgili hiçbir kayıta ulaşamadık ama insanlar da içlerine dönük bir vaziyette buna aldırmadılar…

Rafet Arslan

15569_183621032862_577732862_2781367_1302940_n
Yorum Bırakın.. devamı...

Dembedem/feat: Stewart Todd(özel performans)

Hayalbaz tarafından Ara.04, 2009 tarihinde eklenmiştir. Etiketler: Hayalbaz Sahne, Konser, etkinlik

Dembedem ekibi, Londra’lı saksafon erbabı Stewart Todd ile bir kaç gecelik özel performanslar için yan yana geliyor.
Saykodelik etnik müziğin, free jazz ile birleşeceği performansın ikincisi 2 aralık çarşamba günü Hayalbaz Sahne de…

16437_197068034617_541264617_2720222_3292573_n16437_197068104617_541264617_2720235_7271367_n

Yorum Bırakın.. devamı...

DENEYSEL PERŞEMBELER ( Mors )

Hayalbaz tarafından Kas.24, 2009 tarihinde eklenmiştir. Etiketler: Hayalbaz Sahne, Konser

Disiplinler arası deneysel sanat projesi Mors

Mors alfabesinden düşünlenerek, günümüzde iletişim ve ritmin kullanım şekillerine protest bir yaklaşımda bulunan performansın genel ismi ortaya çıkıyor. Müzik dili emprovize olan performasın, Uzakdoğu sahne sanatları ve Anadolu’da uzun yıllar kullanılmış enstrumanlar, gölge oyunu ve kukla oyunu seyirlerinden gelmeside geleneksel tarafını olusturuyor. Mors isimli görsel-işitsel projenin temellerini atan Karahan Kadırman, 2000 yılında alan kayıtları üzerine estruman kayıtları ve müzikal araştırma konuları ile sanatlararası iletişim, toplum bilim, çağdaş ve ethnic müzik konuları üzerinde stüdyo çalışmalarına devam etti. 2006 yılında İzmir K2 Güncel Sanat Merkezi’nde perde üzerinde ayrıntıları aradan kaldırıp, ışığın uzak – yakın ilişkisi ile görsel ve o an yapılan müzik ve kayıtlarla işitsel olan performansın ana hatlarını oluşturdu. 2007 yılında elektronik müzik kompozitörü Efe Akmen Mors’ta çalışmaya başladı. Mors 2008 yılında German Film Museum – Frankfurt’ ta kuratör Heike Stockhouse tarafından yapılan “Made in Turkey” sergisine proje grubu olarak çağrıldı. “1978′den 2008′e Türk Sanatçıların Konumları” nı konu alan sergide Communication teması ile ses ve ritm arkiteplerinin (temel biçimlerinin) algılanma ve iletişim seviyeleri olarak anlatıldığı audiovisual performansı sergiledi. Felsefe, görsel ve plastik sanatlarla yakın ilişki içinde olan Mors 2008-2009 senesinde çeşitli sergi, bienal ve festivallerin yanı sıra belge film çalışmalarında bulundu. Mors zaman zaman konuk olan diğer müzisyenler ile sahne performanslarına devam ederken çalışmalarını kendi stüdyolarında ve artroom227′de sürdürmektedirler.

Yorum Bırakın.. devamı...

Hayalbaz Yeni Atılımlarla Sezonu Açtı

Hayalbaz tarafından Kas.02, 2009 tarihinde eklenmiştir. Etiketler: Kategorilenmemiş

hayal1hayal2

Sevgili Hayalbaz dostları; uzun çaba ve emeklerle ciddi bir tadilat sürecini atlayarak yeni sezonda sizlerle birlikteyiz. Bircan Sayar’ın kişisel fotoğraf sergisi yeni sezonun ilk sanat pratiği-paylaşımı oldu. Jazz 5, Dembedem ile Hayalbaz sahne İzmir’in alternatif müzik merkezi olmaya devam ediyor. Yeni sezonda Oyunbozan grubunun dağılması ile yollarımızı ayırırken, aramıza yeni ve daha deneysel katılımlar olacak.

Amacımız farklı disiplinlerde üretimlere alanlar açmak, İzmir’in durgun-ataletli kent kültür hayatına daha genç, dinamik, özgün performanslar-projelerle güç vermek; beraberce üretmek ve paylaşmaktır. Bu anlamda farklı sanatsal pratiklere gerek mekan olarak Hayalbaz içinde, gerekse farklı mekanlarda destek vermeye devam edeceğiz. Rafet Arslan’ın koordinatörlüğündeki Toplum Düşmanı projesinin, öncelikle İstanbul KargArt ardından İzmir ayağını önümüzdeki aylarda hayata geçireceğiz. Ayrıca Karga Mecmua’nın her yeni sayısına İzmir de Hayalbaz aracılığıyla ulaşabileceksiniz.

Hayalbaz sahnede geçen sezon olduğu gibi İzmir dışından da nitelikli, radikal, özgün sesleri-emekleri ağırlamaya devam edecek. Akın Eldes, Siya SiyaBend, DDR, Kara Güneş konserleri ile başlattığımız atılımı daha da geliştirerek, büyütmeyi amaçlıyoruz.

Bu anlamda gerek İzmir içinde deneysel müzik yapan Hayalbaz sahne gruplarına ve il dışında konuk edeceğimiz müzisyen dostlara emeklerinin karşılığını daha iyi verebilmek adına, kurumsal bazı uygulamalara geçeceğiz. Etkinlik ve performansların niteliğini ve verdiğimiz hizmetin kalitesini arttırmak için aldığımız kararlardan biri, yeni sezonda her sahne performansı gününde Hayalbaz’ın konuklarından 7,5 TL giriş bedeli almak olacak. Böylece her misafirimiz, bilet karşılığı 1 adet yerli içkisini içerken aynı zamanda Hayalbaz sahnesine renk veren müzisyenlere aktarılacak bir kaynağa yardımcı olacaklar.

Tüm Hayalbaz dostlarının yeni sezonda bize güç vermeye devam edeceği inancıyla, beraber üretmeye-eğlenmeye devam diyoruz.

Selamlar

Hayalbaz

Yorum Bırakın.. devamı...

Birşeye mi bakmıştınız?

Arama yapmak için aşağıdaki formu kullanın:

Buraya kadar aradığınız bulamadınız mı ? Hmm, bizimle iletişime geçin biz hayal edelim..