Dembedem
Her Çarşamba & Cuma Hayalbaz Sahnede

Dembedem 2007 baharının mayısında izmirde çiçek açtı,güneşin en güzel zamanlarında,sokakların soluklandığı,
kelebeklerin zamanında,döktük heybemizdeki sesleri özümüz sözümüz dedik,ayağımızı basıp uçalım dedik semaya,
daha da yüksekte daha çok yeşillendi gözümüz,saykodelik bu topraklarda demli,geçmişin tozunu da aldık yarının
sözüne,söyledik sustuk,gelip gidenle renklendik,demlendik soframızda kalanla,an ve an dedik,doğaçlamayı sevdik,
barışarock ve rock-A festivallerinde çaldık bazende sokakta,daha çok çiçek açsın…dem,bu demdir…
www.myspace.com/dembedem
Doğaçlama müziğin taze temsilcilerinden sayılan ve müziğe geniş bir çerçeveden bakan
Dembedem, yaptığı müziği diğer türlerinden ayrıştırmamayı istiyor; çünkü onlara göre etkiletmeyip pazarlamak kapitalizmin bir oyunu
Dembedem grubu, farklı toprakların enstrümanlarını, dillerini, seslerini, renklerini kendi coğrafyalarında tek bir
demde buluşturuyor. Yani özgürlüğün lehçesinde bir araya getirerek sınırları aşmaya çalışan grup, bu çabayla tüm
seslerle tek bir muhabbete oturtuyor. 2007 yılında İzmir’de kurulan Dembedem grubu üyeleri, doğaçlama müziğin yeni temsilcilerinden sayılıyor. Grubun ismi Farsça’da ‘bazen, vakit vakit, ara sıra’ anlamına geliyor.
‘SOKAKLARDA VAR OLDUK’
Dembedem grubu üyeleri, doğaçlama müzik yaparken, 
o an içinde yaratmayı sevdiklerini, birden bire içlerine ne doğuyorsa, düşünmeden yorumladıklarını söylüyor. Ayrıca varoluş biçimlerini “Güneşin en güzel zamanlarında kelebeklerin soluklandığı sokaklarda var olduk” diye ifade ediyorlar. Grupta nefesli sazlar çalan ve aynı zamanda vokal yapan Sinan Arat, “Heybemizdeki seslere özümüz sözümüz dedik, bunların üstüne basıp; semaya doğru uçmayı, yarının sözüne daha da yüksekte bu toprakların demli geçmişinin tozunu almayı istedik” diyerek sözlerine devam ediyor.
PAZARLAMAK KAPİTALİZMİN BİLDİK OYUNU
Dembedem grubu üyeleri, yaptıkları müziği belirli bir türe sığdıramadıklarını belirterek, “Her şey gibi müzik deayrıştırmadan nasibini alıyor, etiketleyip pazarlamak kapitalizmin bilindik bir oyunu. Bu yüzden yaptığımız müzikbize has olmakla beraber şu an algımız içinde bulunan sesleri psişik bir şekilde ve kendi enstrümanlarımızla ortayadökmek olarak ifade edebiliriz. Yine de saykodelik folk kavramı etrafımızda dönüyor” diyor. Arat ayrıca müziklerininyaşamlarında ve düşlerinde ve bin türlü geriliminden beslendiğini söylüyorlar.Barışarock ve Rock-A festivalleri gibi alternatif müzik festivallerinde sahne alan grup, bu festivalleri yaptıklarımüziğin örtüştüğü yerler olarak tarif ediyor. Karşı bir duruş sergilediklerini belirten grup, “iktidardan ve otoritedenuzak, uzak olanla yakın olduk, oluyoruz ve olacağız” diyor.
Neyzen Tevfik’den başlayarak Nusret Fateh Ali Khan, Aşık Veysel, Shakti, John McLaughlin, Joan Beaz, The Doors,
Jethro Tull, Tabla Beat Science, Neşet Ertaş’a kadar müziğe geniş bir perspektif içinde bakmayı tercih ediyorlar.
Yani Anadolu dervişlerinden, Pir Sultan’dan Nesimiye kadar olan etnik geleneği, modern dünyanın özgür sesleriyle
birleştirip “kaldırım taşlarının altında kumsal var” diyorlar.
KARŞI DURUŞ SERGİLEYEN GRUP
“Kendinden olan, karşı bir duruş sergileyen, iktidardan ve otoriteden uzak olanla yakin olduk, oluyoruz, olacağız”diyen grup, “Bu topraklara ait evrensel bir müzik yapıyoruz bu anlamda yaptığımız müzik alternatif olmaktan ziyade
bugüne kadar duyduğumuz seslere basıyoruz” diyor. Her çarşamba ve cuma İzmir Alsancak’taki Hayalbaz’da sahne alan grup, çaldıkları mekanı sadece bir şeylerin tüketildiği bir yer olmaktan çok, düşünen,hayal kuran,karşı duran bir mekan olarak tanımlıyorlar

Grup Elemanları:
SINAN ( vokal-üflemeliler-akustik gitar)
KENAN ( elektro gitar)
ÇAĞLAR ( bass gitar )
MEHMET ( davul)
KAĞAN ( perküsyon)
