Hayalbaz

Şiir

Küçük İskender

Hayalbaz tarafından Mar.06, 2010 tarihinde eklenmiştir. Etiketler: Deneme, Hayalbaz Sahne, Röportaj, etkinlik, kitap, Şiir

 

16 Mart 2010

Küçük İskenderle Şiir Buluşması

Dudakları polis ruju bir kadınla da seviştim
Yüzünde bir yama gibi duran bakışlarıyla beton bir kadın.
Tabelası sökülmüş kasabalardan gelen bir kadın.
Aşkta tedbirli, serserilikte acımasız, hayata kuvvetli bir şamarla inen yedi ceddi yetmişyedi bela kuşanmış,
Başka erkeklere kurnaz, bana bir gangster kadın.
Adı dilimde tesp… 

küçük İskender mahlasıyla tanınan Derman İskender Över, 28 Mayıs 1964 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Kabataş Erkek Lisesi’ni bitirdikten sonra İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ne girdi ve beş yıl eğitim gördü. Kendi arzusuyla bıraktığı tıp eğitimini takiben İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü’ne de üç yıl kadar devam etti. Ağır basan sanat hayatı onu akademik ortamdan kopartarak edebiyat ve sinemaya sürükledi.

‘Marjinal şair’ olarak tanınmaya başlaması 1985 yılıdır. Günümüze değin bunca yıllık süreye onlarca şiir ve özgür metin, bir günlük, üç roman, iki özel derleme, bir inceleme, bir antoloji olmak üzere birçok kitap sığdırdı. Kimi Avrupa ülkelerinde çıkan antolojilerde şiirleri basıldı. Kanada’da yayımlanan Descant adlı edebiyat dergisinin Türkiye özel sayısında, ABD’de ise Murat Nemet Nejat’ın ‘eda’ kavramında yoğunlaştığı Türk şairlerinden çeviri antolojisinde kendine yer buldu. 2000 yılında İtalya’da düzenlenen Avrupalı Genç Şairler Yarışması’nda ( La Giovane Poesia D’europa Nel 1999 ) ilk ona girdi ve bu şairlerle birlikte kitaplaştırıldı. Yine aynı yıl içersinde uzun zamandır sinema dalındaki jürisinde de yer aldığı Orhon Murat Arıburnu Ödülleri’nde ‘Bir Çift Siyah Deri Eldiven’ adlı şiir kitabıyla birincilik alarak ödüllendirildi. İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Fotoğraf Bölümü master öğrencilerine ‘Postmodernizmin Görsel Malzemeye Etkisi’ üzerine bir seminer verdi. 2001 yılında Almanya’da, 2002′de de Hollanda’nın çeşitli şehirlerindeki etkinliklerde konuşmacı olarak ve şiir performanslarıyla yeraldı. 2003 yılında Berlin’de düzenlenen İlk Türkiyeli Eşcinseller Kongresi’nde bu konudaki dekleresini okudu. 2004′te Newyork’ta ve Kuzey Carolania’da üniversitelerde konuşma yaptı ve tek kişilik okuma gecelerine konuk oldu. Ayrıca Türkiye’de farklı üniversitelerde ve liselerde panellere, workshop’lara katıldı. Bir dönem seslendirme, senaristlik, radyo programcılığı, şiir matineleri de yapan küçük İskender, içlerinde ‘Ağır Roman’ ve ‘O Şimdi Asker’in de bulunduğu beş filmde de oyuncu olarak rol aldı. Halen Varık, Adam Sanat, Yasak Meyve, Kaçak Yayın adlı dergiler ağırlıklı olmak üzere yazmaya ve kitaplaşmış eserlerini yayımlamaya devam etmektedir.

http://www.kucukiskender.com

Yorum bırak.. devamı...

Bizim Şiirler: Zozan Gemilerördü, Aras Keser

Hayalbaz tarafından Ara.11, 2009 tarihinde eklenmiştir. Etiketler: Şiir

Karataş aklı

Bütün zulaları benden önce patlatılmış
Bir ev bu. bana aramanın cansız gözleri kalmış
Olmakla birlikte, olmamanın memeuçlarını dişlerken
Raf, üzerindeki kara taşı taşımaktan ve onun keskin
Aklını alıp alıp vermekten memnun.

Sis var sis var sis var! Şırıngalar ve ıslak ölümler…
Siz var siz var! Sizin evladiyelik bi şehriniz var!

Şehrin ıslak tarafına masalsı bir panaromik göze
Ve tüm ezanları bütün gün yankılandırabilecek bir
Akustiğe sahip bu evin bütün zulaları benden önce
Patlatılmış. Bütün bombaları. Bana bulamamanın
Kesif kokusu, masif dokusu… şehir uçurumları!

Sis var sis var sis var! Duvarlarda rutubet ve is var!
siz var siz var siz var! Siz var ben yok bu kadar!

Zozan gemilerördü, 11 eylül ’09, hayalî evi.

Amokachi ileride hep yalnızdı

Anne, bana çay koyma.
Ben Ruslarla birlikte sıcak denizlere iniyorum.
Ve indikçe patates soyuyorum,
Hani bir zamanlar eldiven diktiğin titrek ellerimle.
Ya, burada her şey bi katatonik…
Yıldızlar falan onun gözlerine düşüyor.
Bunlardan çok varmış Anne,
Bizim balkondan on-on beş tanesi görünüyor

Balık kılçıkları babama sövdü dün gece.
Babam demişti hani:
“Nebukatnezar ortalığın amına koydu çocuğum”
Bunu babam demişti, ben ağlamıştım.
Ve o gece televizyonlar düşmüştü kanatlarıma. Karıncalı.

Çakıl taşları yuttuğum o yaz, topla beraber ileriye çıktım.
Ayak tırnaklarımla patlattım deniz yataklarını.
Şimdi ise inmeye devam ediyorum hala,
12 yaşımda futbolu bıraktığım halimle.
Ben ne jeneriklik goller attım,
Siz orda değildiniz bayan Anne.
Barış ile birlikte terk ederken bu mahalle maçını,
Arkamda intihar eden bir amokachi bıraktım.

Aras Keser

Yorum bırak.. devamı...

Erekte Şiir manifestosuna Ön Giriş 2

Hayalbaz tarafından Haz.26, 2008 tarihinde eklenmiştir. Etiketler: Şiir

Erekte Şiir, Sokak Şiiridir;
Sokağın deneyimlerine ortak olmak, sokakta yeni deneyimler yaşamak, gündelik gerçekliğin gizlediği olağanüstüyü açığa çıkarmak, yeni durumlara yelken açmak…
Önemli olan sadece sokakta kalmak-yaşamak değil, sokakla yaşamaktır. Şiir sadece basılı kâğıda hapsedilemez. Markör ile duvara, elektrik direğine, telefon kulübesine de yazılabilmelidir. Sokaklara kendimizi sürüklerken sticker’a şiir otomatik yazılmalı ve yapıştırılmalıdır. Büyük bina çatılarından, otobüs camlarından kuşlanmalıdır. Sokakta yazılan şiir kaynağına yani sokağa geri dönmelidir.

Erekte Şiir, Gerçekliğin Karşısındadır;

Gündelik gerçekliğin sistemin sürekli yeniden ürettiği bir illüzyona dönüştüğü 21. yüzyıl başında Erekte Şiir, Gerçek için gerçekliğin karşısındadır. Gerçekliği düş ile takas eder.

Erekte Şiir, Anti-Oligarşiktir;

Edebiyat dünyasının köşelerini tutmaya çalışan, egolarının ağırlığından kendi cemaatlerini kuran, ‘bu iyi-bu kötü şiirdir, bu şiirdir-bu değildir’ fetvaları yayınlayanlardan icazet almaz.

Erekte Şiir, Bağımsızdır;
Her hangi bir güç merkezi ya da odağına uzaktır, onlara eklemlenmez, bağımsız ve özgür varolur. Şiirin belli kurallara, geleneklere bağlı olmasını manipüle eden derebeylerine karşı özgünlüğün ve özgürlüğün savunucusudur.

Erekte Şiir, Liberterdir;
Toplumun her hücresine kanser gibi yayılmaya çalışılan lümpen milliyetçi, gerici, muhafazakâr anlayışlarla uzlaşmazdır. Osmanlıca avantgarde kurgularına pabuç bırakmaz.

Erekte Şiir, Erektedir!

Rafet Arslan
22 Haziran 2008
……………………………………

Erekte Şiir Manifestosu Ön Giriş 2’ye
1. Lettrist Sitüasyonist Yaklaşım

Rafet Arslan’ın kaleme aldığı “Erekte Şiir Manifestosu”na 2. Giriş metni açık seçik Lettrist Sitüasyonist Enternasyonalin mührünü taşımaktadır.
Sanatın hayat oluşu, hayatın sokak oluşu, sokağınsa sanat oluşu gerçeği Arslan’ın manifestosunda yeniden dile getirilirken; zamansızlık ve anın içinde durumlar yaratmak, geçici otonom oluşturmak söz konusudur metnin pratiğinde.
Manifestonun teorik yapısı pratik safha noktasında net değerlere sahipken an dahilinde yapılan pratikler, teorinin güçlü gerçekliğini doğrulamaktadır ki böylece; sokağın ait olduğu şehrin psikocoğrafyasının haritası da çizilmeye başlanacaktır ve diğer yandan Sitüasyonist Enternasyonal öncesi Lettrist sürecin “oyun” ve “eğlence” (lunapark yaşam) amacı aynı zamanda polis ve fikri sabit halk ile karşılıklı oynanarak yaşam bulurken, erekte insanlar için tatmin edici bir şenliğe dönüşecektir.
Modern zırıltılar dünyasında modernin gerçeğine atılan bir adım ve bu kavram dahilinde şiirin ve sanatın özgür kalması ve gerçeğine dönmesidir ki bu bakımdan net olarak Lettrist Sitüasyonist bir harekettir.
Toplumsal devrime varasıya amaç Lettristlerin belirttiği küçük delikleri açmaktır.
Debord, modern şiiri ele geçirmekten bahsederken onu yazmak değil yaşamak gerekir demektedir. “Erekte Hareket”, şiiri yaşamaktadır, bundan yanadır, bundan bahsetmektedir. Sitüasyonist anların sanatı halka indirmek derken kastettiği şey yanlış anlaşılmamalıdır, Debord ve grup bir tür halkçı sanattan falan bahsetmemektedir. Erekte şiir sokakta: eğlenmekte, anından zevk almakta ve sisteme sistem tarafından ciddiye alınan minimal sabotajlar düzenlemektir. Bunu yaparken de zaten lettrist mikroyu kendi içinde oluşturmakta ve uygulamaktadır.
Hayata geçirmek ve tamamlamak istediğimiz şey şiirdir diyecektir Guy Ernest Debord.
Şiirin diliyle eylemi arasında bağ kurulmadığı sürece kâğıt mendildeki spermler kadar ölüdür ve öte gidemeyecektir şiir, ki artık “bunlar”ın karşısına konulması gereken bir taş üzerine yazmaktayım ben.
Şiir kamuya ait olanda olmalı ona uygulanmalıdır, bireyler şiire ve metne kendilerini eklemlemeli ve yeni şiir an be an değişerek ve gelişerek ortaya çıkmalıdır. Bu aynı zamanda şiirinde örgütlenmesidir. Örgütlenmeliyizdir.

Şenol Erdoğan
25 Haziran 2008

Yorum bırak.. devamı...

Durmadan gökyüzü

Hayalbaz tarafından May.14, 2008 tarihinde eklenmiştir. Etiketler: Şiir

binlerce renginden kuşun maviyi takınan gökyüzü

yeryüzünü öldürün! durmadan gökyüzü: bu sizin iyiliğiniz için,
ne kadar da inatçısınız. uzun uzun anlatamam size her şeyi, başka
bir yol bulun. beni uzak tutun fısıltılarınızdan, belki bir gece yarısı
hiç bitmemiş bir sabahtır; bunları düşünün, balkonları ve mandalina
kokularını; zaferler ve yenilgiler suskunluktur. gördüğünüz gibi
sevişmeyin ne olur, durmadan gökyüzü: çocukların vurulduğu
en eski mahalle; kuş gittiği her yere göğü de götürür. siz ne söylediğimle
ilgilenmiyorsunuz bence, beni ciddiye almıyorsunuz, yoksa neden
mutsuzluk… göğün her ucunda hep üç nokta.

gidin bu sınırsız memleketten, gökyüzü burası:durmadan
ben ve rüzgar ve bir de bulutlar ve belki kuşlar:
yeniden, durmadan: gökyüzü.

Onur Akyıl

1 Yorum devamı...

Bir direniş hafızası olarak tarih ve Ece Ayhan şiiri

Hayalbaz tarafından May.13, 2008 tarihinde eklenmiştir. Etiketler: Deneme, Şiir

uğur kaymaz’a
‘’ 1. Perşömen kağıtlar okunduğunda, kıvrıktırlar; şiirin ve
2. kadavranın içi açılmamıştır, insan insanın hiç.,,
( şiir ve kadavra .çok eski adıyladır)

‘’ anlatılmaz bir kılıçtır kuşanmış taşırım belimde kara duygululuk,,
(kılıç.yort savul)
ece ayhan
.

evet ama yeniden ve yeniden :

ece ayhan dan ve ece ayhan şiirinden söz açılınca içinde bulunduğumuz zamanın mekanın ötesinde karşı bir tarih yazımı da başlar.
işte size “çok eski adıyladır,, adlı kitabının –ki ona göre en sıkı kitabıdır-arkasında tarihe bakışına ilişkin söyledikleri : “ tarihe bakışım?… ancak tarihtir ki yeniden ve yeniden yazılabilir.,,
tüm iktidarlar kendi meşruiyetlerini ve sürekliliklerini sağlamak için önce hafızaları silmekle işe koyulurlar.silinen her hafıza iktidarın dahili hattında cereyan eden gerilimin çatışmanın yatışması adına süren tahakkümün daha da güçlenerek sürmesinden başka ne anlama gelir ki…işte bu yüzden bir direniş hafızası oluşturma adına tarih yeniden ve yeniden yazılmalıdır.
gündüz gözüyle değil gece gözüyle karaşınların gözüyle karaşın bir tarih adına bir direniş hafızası oluşturmakta bunun için ısrar eder ece ayhan.ısrarında inadında yalnız da değildir ve etik bir tercihle yapmaktadır tüm bu yapıp ettiklerini.
yine ece’nin deyimiyle söylersek direnişin hafızası oluşturulurken etik tercihlerin toplamı olarak iktidarların karşısında duranlara mülksüzlere ve her daim yoksul ve yoksun olanlara iktidarla yaralanmışlara karaşınlara değgin bir etik de oluşmaktadır.karaşınların etiği…isyan etiği…

(devamı…)

1 Yorum devamı...

Birşeye mi bakmıştınız?

Arama yapmak için aşağıdaki formu kullanın:

Buraya kadar aradığınız bulamadınız mı ? Hmm, bizimle iletişime geçin biz hayal edelim..