Hayalbaz

Kategorilenmemiş

Hayalbaz Yeni Atılımlarla Sezonu Açtı

Hayalbaz tarafından Kas.02, 2009 tarihinde eklenmiştir. Etiketler: Kategorilenmemiş

hayal1hayal2

Sevgili Hayalbaz dostları; uzun çaba ve emeklerle ciddi bir tadilat sürecini atlayarak yeni sezonda sizlerle birlikteyiz. Bircan Sayar’ın kişisel fotoğraf sergisi yeni sezonun ilk sanat pratiği-paylaşımı oldu. Jazz 5, Dembedem ile Hayalbaz sahne İzmir’in alternatif müzik merkezi olmaya devam ediyor. Yeni sezonda Oyunbozan grubunun dağılması ile yollarımızı ayırırken, aramıza yeni ve daha deneysel katılımlar olacak.

Amacımız farklı disiplinlerde üretimlere alanlar açmak, İzmir’in durgun-ataletli kent kültür hayatına daha genç, dinamik, özgün performanslar-projelerle güç vermek; beraberce üretmek ve paylaşmaktır. Bu anlamda farklı sanatsal pratiklere gerek mekan olarak Hayalbaz içinde, gerekse farklı mekanlarda destek vermeye devam edeceğiz. Rafet Arslan’ın koordinatörlüğündeki Toplum Düşmanı projesinin, öncelikle İstanbul KargArt ardından İzmir ayağını önümüzdeki aylarda hayata geçireceğiz. Ayrıca Karga Mecmua’nın her yeni sayısına İzmir de Hayalbaz aracılığıyla ulaşabileceksiniz.

Hayalbaz sahnede geçen sezon olduğu gibi İzmir dışından da nitelikli, radikal, özgün sesleri-emekleri ağırlamaya devam edecek. Akın Eldes, Siya SiyaBend, DDR, Kara Güneş konserleri ile başlattığımız atılımı daha da geliştirerek, büyütmeyi amaçlıyoruz.

Bu anlamda gerek İzmir içinde deneysel müzik yapan Hayalbaz sahne gruplarına ve il dışında konuk edeceğimiz müzisyen dostlara emeklerinin karşılığını daha iyi verebilmek adına, kurumsal bazı uygulamalara geçeceğiz. Etkinlik ve performansların niteliğini ve verdiğimiz hizmetin kalitesini arttırmak için aldığımız kararlardan biri, yeni sezonda her sahne performansı gününde Hayalbaz’ın konuklarından 7,5 TL giriş bedeli almak olacak. Böylece her misafirimiz, bilet karşılığı 1 adet yerli içkisini içerken aynı zamanda Hayalbaz sahnesine renk veren müzisyenlere aktarılacak bir kaynağa yardımcı olacaklar.

Tüm Hayalbaz dostlarının yeni sezonda bize güç vermeye devam edeceği inancıyla, beraber üretmeye-eğlenmeye devam diyoruz.

Selamlar

Hayalbaz

Yorum bırak.. devamı...

STREETART SEGİSİNDE SANSÜR

Hayalbaz tarafından Haz.16, 2009 tarihinde eklenmiştir. Etiketler: Kategorilenmemiş

bu serginin kordinatörü olan Pertev Emre Tastaban ve cevresindekilere:

ULUÇ’ un duvara yaptıgı yapıştırmaya uyguladıgınız sansür hareketinin altından kalkmanız şu andan sonra mümkün görünmüyor.

sergi için sokakta çalışan insanları bu mekana iş yapmaya ikna etmiş olmanız işlerine hükmetme hakkını vermez.

bu organizsyonu yapmak ayrı şey sergi küratörlüğüne kalkışmak ayrı şeydir. boyunuzu aşan bir sergi yaptınız bunu farkedemediniz.

sokakta resim yapan yazı yazan insanı, amniyet gelecek izin alamayız, belediye başkanı gelecek ne der ! diye sansür koyamassınız.

safa yatmaya kalkmayın,bunları düşünürken tesadüfen yanında oldugum için duydum ve sizi bir gün önce uyardım sakın sansür yapmayın dedim.

sergi günü ise aynen düşündüğünüzü gerçekleştirmişsiniz. pürü pak tertemiz bir sergi olmuş. elinize sağlık.

emniyet ve belediye başkanının yapacagı sansürü, onların yerine yaptıgınız için , kanımca bir onur plaketi alırsınız.

sizin amacınız sokak sanatı falan filan değil. fuat gelsin parti yapalım mış. bu kadar insanı kandırmak ciddi bir iştir. bu işin altından kolay kalkamazsınız.

ayrıca sadece uluç degil başka bir katılımcının duvarda yazılan bazı sloganlarıda silinmiş. maşallah şahane çalışmışsınız.

sergi öncesi duydugumuz endişeler boşuna değilmiş. sizi ciddiye alıp iyi niyetle orada çalışan herkesi kandırdınız.

bir ehlileştirme projesine dönüştürülen bu sergide olmaktan utanç duyuyorum.

MORPHOSİS SERGİSİ SOKAK SANTININ SANSÜRLENDİĞİ SERGİDİR. adı böyle bilinecek…..
M. Başol

ps: Metin yazarından izinsiz kullanılmış ve sansürlenen arkadaşın işi yazı ile verilen görseldir

Yorum bırak.. devamı...

Street Art Istanbul Morphosis / GRAFFİTİ- STREETART PAINTING EXHIBITION (boyama- sergi)

Hayalbaz tarafından Haz.16, 2009 tarihinde eklenmiştir. Etiketler: Kategorilenmemiş

Street Art Istanbul oluşumu değişime Banker Han’dan başlıyor!

Galata bölgesinde bulunan, Banker Han, 12 Haziran Cuma günü graffiti ve post graffiti’nin örneklerine ev sahipliği yapıyor. Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde yaşayan ve farklı alanlarda çalışmalar üreten sanatçılar, 12 Haziran günü Banker Han’da bir araya gelerek 600m2′lik bir alanda işlerini sergileyecek. Mekanı ziyaret edenler, şimdiye kadar sokakta karşılaştıkları graffiti ve stencil örneklerini bir arada görebilecekleri gibi, sanatçılarla tanışma imkanı da bulacak. Günboyu sürecek olan açılış partisi, 18:00’da Açık Radyo, karga, araf records,deform muzik dj’lerinin performansı ile başlayıp, Gaia’nın poi gösterisi, A.P.O ve MC FUAT ERGİN’in konserleriyle sona erecek. Mekan, ay boyunca ziyaretçilere, müdahaleye ve değişime açık olacak. Banker Han İstanbul’da Osmanlı döneminde, devlete borç veren Galata bankerlerinin konuşlandığı sokakta yer alan Banker Han, bugün boş ve kullanılmayan bir mekandır. Street Art İstanbul, her katı 222 metrekare olmak üzere 6 katlık bir yapı olan Banker Han’ın üç katını Kooridoor Çağdaş Sanat tarafından desteklenen Morphosis etkinliği çerçevesinde, yaşayan bir mekana dönüştürecek.

Adres: Banker HanBanker sokak Galata – Istanbul
Tarih: 12 Haziran CumaAçılış Partisi :18:00
12 Haziran – 13 temmuz 2009sergi
hergün 18:30 a kadar görülebilir.
STREET ARTISTS
BAY PERŞEMBE + SEBEKE
BOMBA FONDA
BONAN
CİNS
dAS METALdeniz m örnek
EMR3
FLY PROPAGANDA
gogo
hikmet vandal
ini
Kedü
KIRDöK+1
kuyara
Lakormis
Madcat
Murat başol
Nenuka
osman
PET 05
RR
RAD
Wide
YENİ ANIT

GRAFFİTİ WRİTERS
S2K CREW
IAC CREW
COPIKSTAR
MATEMAN
CYPE

street art istanbul organization
pertev emre tastaban
general coordinator
coordination@streetartistanbul.com
streetartistanbul@gmail.com
+90 532 241 65 56

Yorum bırak.. devamı...

Gerçeklik Terörüne Karşı İlkyardım Çantası

Hayalbaz tarafından Haz.16, 2009 tarihinde eklenmiştir. Etiketler: Kategorilenmemiş

Borges Defterinden alınmıştır

Gerçeklik Terörüne Karşı İlkyardım Çantası

-‘tutkuların filozofu Charles Fourier için’


Post-modern iklimin gündelik hayattaki en belirgin izdüşümlerinden biri Gerçek yerine sayısız ‘gerçekmiş gibi’ yaratmasıdır. Gerçeğe dair bilgi ve kavrayıştaki git gide büyüyen karadelik, gösteri toplumunun sürekli uyarılmaya kurban edilmiş bireylerini kitleleştirir.
Her yerde karşımıza dikilen reklamlar, imaj bombardımanları, pazar yada kamuoyu yoklamaları, veba gibi yayılmış gözetleme hazzı, gündelik hayatı pornografikleştiren medya, hızın doğurduğu kaos hali ile kitleleşme bir çeşit zombileşmeye doğru evrilir. Bu durumda görülen gerçekliği anlatma çabası, sürekli yeniden üretilebilir bir ‘sanal’ı resmetmeye mahkumdur. Çünkü gerçekliğin kendisi artık bir terördür.
Gerçeğin kaybına dair bu trajedi, sadece bu güne dair arzularımızı ipotek altına almaz, geleceğe yönelen kehanetvari tahayyüllerinde oluşmasına engel olur. Gösterinin kaotik işleyişine kapılmış ve gerçekliğin tahakkümünü kendi seçimi gibi algılama mazoşizmine kapılmış kitleleşmiş birey; gündeliği 1 travma olarak yaşamamak için kendine farklı kod dizinleri oluşturur.
Kitleleşmiş birey günlük koşuşturma içinde zamana ve gösterinin icra alanı kente karşı bir bilinçsiz mücadele içindedir. Güvende olmak, zarar görmemek, çalışmak, başarılı olmak, adına eğlenmek dediği sanal da olsa hazdan nasibini almak çabasındadır. Yani sistemin ona biçtiği rolleri başarı ile uygulamaya çalışmak ve bu cesur yeni dünyanın vaat ettiği hazdan payını almak. 21. yüz yıl başında bireyin dişlisi olduğu hazin çark budur. Her sabah metamorfoza uğramış bir George Samsa olarak uyanmak, deneyim yerine kodlara hapsolmak. Gerçi sistem kendi içinde farklı seçenekler, tercihler sunar, ama tüm verili alternatifler belirli kod dizinleri şeklinde sisteme görülmez ipler ile bağlanmaktadır.
Bireyin bu etik ve tinsel sefalet hali anlatmak için klasik teorilerin nesneleşme, yabancılaşma kuramları artık yetersiz kalmaktadır. Post-modern metropol hayatının bahşettiği cangıl da kitle insanını saldırganlık, hırs, bencillik ve sinsilik ile var olmaya çalışır. Bu da gerçekliğin terörünün şiddetini tek tek bireyler üstünde katmerler.
Ama, bu terörün bir parçası olmak istemeyen, büyük acılar çeken ve idrak çabasında olan insanlar da her zaman var. Düşünen, yaratan, acı çeken, eyleyen insanlar. Çoğu zaman gerçekliğin teröründen, ‘miş gibi’ insanların zehrinden, yalanlardan dolayı kendi içine gömülmüş, yalnızlığı yazgılaştırmış insanlar. Belki şu an sadece gerçekliğin dışında kalmaya çalışıyorlar ama değişimin anahtarı deneyimi yüreklerinde taşıyarak…
duyarlılık, yani benimseme; ama içimdeki acının tam, gizli, derin, mutlak benimsenmesi ve buna bağlı olarak da bu acının yalıtılmış, benzersiz bilgisi (bilinci)’–Etin Durumu/Antonin Artaud


İlkyardım Çantası Olarak Deneyim


Sistem için en büyük tehdit, bireylerin var olan seçenekler içinden tercihler yapmak yerine, kendilerini deneyim denen devrimci eyleme kendilerini bırakmalarıdır. Çünkü; ancak deneyim dediğimiz büyü ile gösterinin sürekli ürettiği (ve tüketip yeniden yeniden ürettiği) kodlar dışında kişisel var oluşlar gerçekleştirilebilinir, sanallık çölünde Gerçek’e dair vahalar keşfedilebilir.
Deneyim yoluyla tümelin tahakkümünden çıkan birey, şeyleşme ağlarını yırtıp, özne olabilme şansına sahip olur. Böylece bu güne dair gerçeğin baştan çıkarıcı bilgisine sahip olmak yanında geleceğe dair de bir kehanet algısına da ulaşabilir. Gündelik var oluşun kaosuna karşı arınma çabasına girmek, bir anlamda da sanal yaşamın yüklerinden kurtulup, kendine yakın bir var oluşun da kapısını aralamak demektir. Akıntının hızına karşı, daha usul, sükunetli ama deneyim ve rastlantılar ile barışık bir var oluş.
Bu dışarıdan bakış açısı sayesinde, gerçeklik terörünün hayattın içinde gizilleştirdiği olağanüstüyü, kendiliğinden var oluşları, minör güzellikleri de keşfedebiliriz. İşte 21. yüzyıl başında kitleleşmemiş bir toplumsallığın pusulasını taşıyabilecek yaratıcıları-eylemcileri bekleyen ödev.
Yeni 1 Hayatı Yaratmak Olarak Sanat
Sistemin kaotik işleyişinden çıkıp, deneyim adlı büyülü silah yardımıyla önce kendini ve diğer insanları, sonra yaşadığı kenti ve ardından dünyayı görebilecek, okuyabilecek, müdahale edebilecek, değişime dair yarıklar açabilecek bir tinsel iklime ulaşma çabasıdır bu. Tabii uzun ve meşakatli bir savaşım sürecidir aynı zamanda.
Kişinin ilk çatışacağı kişi kendisidir öncelikle ve ardından dışındaki dünya. Kendi içuzayının derinlerine açılmaya cüret etmek, hastalıkları ile yüzleşmek, faklı ben’lerini kusur olarak görmeyip; kendi içinde, algısında, imgesinde çokluklarından cephaneler çıkarmak. Varlığı ve evren ile birleşebilecek, bütünsel bir ben’in kehanet izlerini takip edebilmek; geceye ve gerçeklik terörünün iblislerime rağmen. Charles Fourier’in deyişiyle evrensel uyum’a ulaşmak için.

Sanallaşmış dünyanın dayattığı sefil tercihlere bir hareket çekebilmiş bireyin(ki ona artık özne diyebiliriz) Gerçek ile yüzleşeceği arena çıplak hayatın kendisidir. Sanal dünyanın kod dizinlerine karşı var oluşta, yaşanılan kente dair deneyimler hayati öneme sahiptir. Özne olma çabasındaki yaratıcının eseri (resmi, şiiri, bestesi…), yıkandığı kalabalıkların, etrafını çevreleyen mimarinin, hızın, trafiğin, iletişim selinin içinde giriştiği seferlerde elde ettiği Gerçeğe dair bilgiden-eylemden çıkacaktır.
Deneyimden çıkan bu bilgi ile kendini ifade etmek, gerçekliği sabote etmek, insanlar ile temasa geçebilmek; aynı zamanda kentin kendisine de müdahale etmektir. Gerçek ile temasa geçmenin yolu önce edilgenlikten-ataletten sıyrılmak, gerçeklik terörüne dahil değilim diyebilmek ve ardından insanları özne olmaya tahrik etmektir. Bu tahrik ruhsal ve bilişsel olduğu kadar özgür tutkuları besleyebilecek yeni bir arzu politikasını da içermek zorundadır.
Politik olduğu kadar erotik, canlı ve saptırmacı bir ayartma eylemi. Kendi varlığının farkına varmış, tamlaşma yolundaki öznelerin kolektifliği ile gündeliğin pornografik zehrinin yarattığı sahte tutkuları, hazları yıkıp; yeni ve güdülenmemiş bir tutku dünyası yaratılabilir. Bu noktada hayatın her alanında kullandığı pornografi silahını sistemin elinden alabilecek, onu politikleştirerek yeniden gerçekleştirecek ve sonlandıracak yeni bir imge tartışmaya açılmalıdır. Roul Vaneigem’in deyişiyle ‘erotizmin dünyasında hazzın yadsınmasından, haz-kaygıya dönüştürülmesinden başka bir sapıklık yoktur’
Kentin psiko-coğrafyasında tinsel mevziler elde etme çabası, insanları kanıksanmış kaotik işleyiş dışına çıkarabilecek durumlar yaratmak ile mümkün olacaktır. Kentin hızına esir, edilgen kitlelere verili kod dizinlerinden çıkartabilecek, sarsarak durup düşünmelerini sağlamayacak, sorgulama kapılarını açabilecek pratikler bulmak zorundayız. Hayatın içinde, sokağın sanatçısı olabilen yaratıcıların çabasıyla gelişecek ve küçük devrimler ile gerçeklik terörünü geriletilebilir.
Özgürleşmek, özgürleştirmek, ama ilk önce kendi ruhlarımızdan başlayarak. Hiçliğin kara aynasında parıldayacak tüm yeni var oluşlar, durumlar, deneyimler için…
Yeni bir söylen mi? Bir seraptan kaynaklandığına inandırmamız gerekir mi o canlıları, yoksa kendilerini görünür kılmaları için onlara bir şans verilmesi mi gerekir’-Büyük Saydamlar/André Breton

Yorum bırak.. devamı...

Hayalbaz Sahne – Platonik

Hayalbaz tarafından Kas.30, 2008 tarihinde eklenmiştir. Etiketler: Kategorilenmemiş

Hayalbaz Sahne Platonik

Fotograf: Burak CIRIK

Yorum bırak.. devamı...

Berk İmgesi Üzerine Fragmanlar

Hayalbaz tarafından Eyl.02, 2008 tarihinde eklenmiştir. Etiketler: Kategorilenmemiş

kubbes

1
Doğal olanı imgesine katmayı başarmış bir kent ozanıdır. Dağların kekik kokusunu, gece karşımıza dikilen bir geyiğin ürpertisini dizelerine taşımıştır.
Berk imgesi yabandır…
2
Dili serbestleştirenler, ölü uykusundan uyandırıp şenliğe davet edenler ülkesindendir. Bu dil vakitsiz kopan bir ayaklanmaya, çakır keyif rastgelmiş bir devrimcinin delişmen çoksusunu taşır.
Berk’in dili özgürlüğün lehçesidir…
3
Berk ressamdır, düşsel görüntü yaratıcısıdır. Hiç resim yada kolaj yapmamış olsaydı da; yarattığı şiir evreni ile de ressamdır.
4
Çocuk ruhunun bozulmamışlığı naif coşkusu şiirlerini kanatlandırır. Lunaparkların, atlıkarıncaların renkliliği ile Berk imgesi 90’nında genç kalabilmiştir. İkinci Yeni’nin hep yeni kalması Berk, Ayhan, Uyar, Süreya şiirlerindeki saflık, arılıktandır.
5
Zor gün yoldaşıdır. Uzun yıllar Ece’nin yanında olmuştur. Şiirindeki saflıkta, savaş meydanında dostunu satmayan bir delikanlının sesidir…
6
Anadolu dervişlerin vakurluğu dizelerine yoğrulmuştur. Sesin olduğu kadar sessizliği de şiiri yansıtır. Evrensel bütünleşme çabasındaki bir hetedoroksi, Berk imgesinin ruhsal anahtarlarındandır…
7
Arzunun en karanlık dehlizlerine dalmaktan çekinmeyen Berk imgesi Gerçeküstüdür…

Yazan: Bay Perşembe

Boyayan: Kubbes

Yorum bırak.. devamı...

Daralan -Uçuş Korkusu-

Hayalbaz tarafından Tem.03, 2008 tarihinde eklenmiştir. Etiketler: Kategorilenmemiş

Daralan farklı disiplinlere ve disiplinsizliklere açık sanatsal üretimlerin sergilenebildiği, paylaşılabildiği bir projedir. Daralan sergi alanı ve bir atölyenin bulunduğu Galata’daki mekanında sergi projeleri, seminerler, atölye çalışmaları, geziler, performanslar, tiyatro-film-video gösterimleri ve alternatif projeleri hayata geçirmek için kurulmuş alternatif bir sanat mekanı.

Dar alanlarda kısa paslarla oynayan Hayalbaz ekibi olarak bir ziyaret edelim, ne nedir öğrenelim istedik. Geçen sene sonu belli sponsorluk bağlarına başvurmadan okumuş 3 gencin başlattığı proje atölyelerle kendini beslemeyi düşünüyor. Bu dönemde naifliği ile ‘bunu da yapan var’ dedirtiyor. Destekleyen dostlarını saymazsak ekip bir sanat tarihçi, bir arkeolog, bir heykeltıraştan oluşuyor.

Sıcak karşılandık, şarabımızı kolamızı içtik; arkadaşlar içtenlikle bize hikayelerini anlattılar. Açılışı Daralan ekibi kendi ürettikleri kavramsal bir çalışma ‘genişleyen dar alan’ adlı sergi ile açmışlar.

İlk sergilerinin duyurularında Erdinç Gümüş’ün altını çizdiği noktalar gayet önemli:

‘kimlikleri önceden belirlenmiş, lolipop misali cafcaflı paketler ile sarmalanmış porno ikonları, durumlarına isyan edip tüketilmeyi reddediyorlar. Aşkın ve cinselliğin varoluşu ile başlayan bedenin tarihinin, mülkiyetin tarihi ile değiştirdiği biçim, utançsız cinselliğiyle ayakta duran, mekanı yine kendi yatağı olan fakat dingin bir bekleyiş yerine arsızca bir sertlik ile cinsel kimliklerini sunan tanrıça idolleri sırtlarını dönerek saklanmıyorlar, aksine meydan okuyorlar cinselliğimizin ve bedenlerimizin tarihine.
Savaşların, mermi izleri ile duvarlar üzerine düşülen tarihi, ortasında kalmış çaresiz kızın yüzünde de, aynı yıkıcılıkla kendini belgeliyor devam eden hayatın oynak melodileri eşliğinde…’

Sohbette benzer geniş alanlardan, dar imgelere kayıyor ve biz bu sıcak mekanı seviyoruz. Ekip olarak yılda 3 sergi yapmak, geri kalan zamanda ise mekanı instiyatiflere açmak amacında. 5 Temmuza dek sürecek Uçuş Korkusu başlıklı sergiyi Karalama grubu yapmış. Çizgi romandan enstalasyona geniş bir çerçeve ile Daralanı renklendirmişler.

Tavsiye ederiz sizde ziyaret edin dar alanı, bu sıcak mekanı, dar alanlara-dünyaya sıkışıp kalmayın…

Daralan

lüleci hendek cad. hacı ali sokak n:12/2

Galata/İstanbul

0212 2928217

www.daralan.com.tr

1 Yorum devamı...

Nükleere Karşı Sanat Üzerine Küçük Tarih Notu…

Hayalbaz tarafından Haz.05, 2008 tarihinde eklenmiştir. Etiketler: Kategorilenmemiş

Hayalbaz olarak kafamızdaki nükleer e karşı sanat alanından, minör bir ilk cephe açılması fikrini Küresel Eylem Grubunun bir toplantısında arkadaşlarla paylaştık. Sonuçta Keg de ülkede nükleere karşı mücadele eden gruplardan biriydi ve İzmir de daha önce küresel ısınma karşıtı Kyoto’yu imzala kampanyasında beraber yer almıştık.

Yapılan bu önerinin Keg İzmir toplantısında onaylanması ardından, sergi katılım çağrıları, mekan arayışı, duyurular gibi ilk başta yapılan ön hazırlıklara Keg İzmir den arkadaşlar katılmadılar. Kampanyalarının yoğunluğundan olduğu düşünüp arkadaşların bizle olacağına dair inancımızı bozmadan yola devam ettik. Belirlenen sergi günü yaklaştığında katılımın sağlanması, duyuru, organizasyon konularında sürekli yinelenen çağrılarımıza rağmen Keg İzmir den her hangi bir katılım sağlayamadık. Yani Keg organizasyonun Hayalbaz ile beraber 2 örgütleyicisinden biri olarak var oluyor ama organizasyona dair her hangi bir emek vermiyordu. Tüm bu olumsuz gelişmelere rağmen biz Hayalbaz olarak başta anlaşıldığı gibi afişlere KEG/Hayalbaz imzasını attık ve tüm şehri afişler ile donattık.

Sergi ; İzmir’in suskun coğrafyasında canlı ve tepkisel bir güncel sanat pratiği olarak yer aldı. İzmir dışında birkaç ilden duyarlı sanatçılar bizle ile nükleere karşı üretimlerini paylaştılar. Verilen emek bazı yankılar ve olumlu tepkiler aldı.

Bu yankıların bizce en önemlilerinden biri Barışarock 2008’e serginin taşınma önerisiydi. Barışarock sanat atölyeleri grubundan gelen bu daveti severek kabul ettik. Doğaldır ki, sergiye eklenen yeni işler ve performanslarla Barışarock’ta yer almasında çalışmamızda sadece ad olarak yer alan arkadaşlar olmadan kendi adımız ve çabamız ile yer alacağız. Belki yoğun gündemde kültür-sanat alanının 2. plana bırakılması belki de tüm instiyatife mal edilmeyecek lokal bir eksiklikten dolayı kaynaklanan bu yanlış anlaşılması düzeltmek, her zaman ki açık paylaşım anlaşışımızın gereğidir.

Teşekkürler

Hayalbaz Ekibi

Yorum bırak.. devamı...

Birşeye mi bakmıştınız?

Arama yapmak için aşağıdaki formu kullanın:

Buraya kadar aradığınız bulamadınız mı ? Hmm, bizimle iletişime geçin biz hayal edelim..