Cemiyette Pişiyorum
6 şubat 2010 Cumartesi
21 :30Hayalbaz Sahnede
Ortamı daha da berbat hale getiren , zengin ve ünlü olanların beyinsizliği ve kancıklığıydı. Her nasılsa hep dört ayak üstüne düşmüşlerdi hayatta. Çoğu yeteneksizdi , ruhsuzdu , ayaklı bir gübre yığınından farksızdı , ama halk onları müthiş buluyor, yüceltiyor , tanrılaştırıyordu. Sığ zevkler , derin zevklerden çok daha fazla milyarder yaratmıştır. Mesele kimin daha çok oy aldığıydı sonuçta. Köstebeklerin ülkesinde kral da köstebekti. Öyleyse kim birşey hakediyordu. Kimse birşey haketmiyordu.
“cemiyette pisiyorum, 2000 kasim ayinda bir araya geldi. o gunden bu gune 50 den fazla sarki katdedilmis ve bazi istisnalar disinda 3 demo olarak yayinlanmistir. 2002 den sonraki butun kayitlar grup elemanlari tarafindan yapilmistir.
cemiyette pisiyorum, turkce muzik yapmaktadir. kendi sarkilarini calmak isteyen gruplara olan ilgisizlik ve antipatiye ragmen kendi olanaklarini zorlayarak cok sayida konser vermistir. yerel muzigin gelisiminde olumsuz rol oynayan ve en trajikomik etken olan kari, bar grubu, yalakalik ortami ve getirdigi -ama aslinda cok sey goturdugu- piyasaya karsi tavir alan gruplarin en basinda yer almaktadir.
grup elemanlari herhangi bir bar grubundan farkli olarak , dusunup, konusup idrak edebilir ve tepkiye reaksiyon verebilirler.”
2003 – cocuklar ve gencler icin sarki demeti -13-
2004 – hayatta herkesi anlatan bir rezim vardir -13-
2005 – dusersem hatirla -12-
http://www.cemiyettepisiyorum.cjb.net/
HİKAYE: 90′ların sonlarına doğru Taksim Anabala Pasajının alt katındaki sahaflara takılan garip görünüşlü,muzip gençler şakalaşmak ve kavga etmekten daha enteresan şeyler olduğunu yeni anlamışlardı. Neredeyse tüm zamanları sahaflarda geçiyordu..Kitap ve dergilerle fazla haşır neşir olduklarından kendilerini alt kültür kavramının içinde buldular. Fanzinler çıkardılar,okudular,yazdılar,sokaklarda takıldılar…..derken kendi ortamlarını oluşturdular.Tolga gitar çalıyordu,Ali ise bas. Birgün,hep eksikliğini duydukları şeyi yapmaya karar verdiler. Cemiyette Pişiyorum,10 Kasım 2000 tarihinde Anabala Pasajı’nın alt katında Tolga ve Ali tarafından kuruldu. İsim,Tolga’nın yaptığı “Hayat Bir Pantolondur” adlı fanzinin ilk sayısındaki “Punk Grubunun El Kitabı – Ders 1 ” başlıklı yazıdan alındı. Şarkı sözlerinin bir kısmı da bu fanzinlerdeki yazılarla bağlantılıdır.İlk günlerde “sokaklar,vurdumduymazlık ve ergenlik sosyolojisi ” üzerine kurulu şarkı temaları,zaman ilerledikçe yerini daha akılcı diyaloglara bıraktı.Enstrüman hakimiyeti geliştikçe,müzikal yapı da dolgunlaştı. Grubun,isminin hakkını nasıl verdiğini anlayabilmek için o yıllardaki ortama bir göz atmak gerekir.Beste grubu neredeyse hiç yok. Kavır modası tüm Beyoğlu’nda kol gezmekte. Beste gruplarının kesinlikle sahneye çıkma şansı yok.Tüm vokalistler seslerini kavırladıkları grupların şarkılarına uydurmaya çalışıyor. Cemiyette Pişiyorum,başından beri sadece beste çalarak ve arkadaş gruplarını dolduruşa getirerek beste piyasasının tekrar oluşumunda ön ayak olmuş ender gruplardandır. Beyoğlu ve çevresinde sayısız konsere çıkılmıştır…Üniversite festivalleri ve yaz festivalleri de konuk olunan diğer ortamlardır.İstanbul dışında İzmir,Ankara,Bursa,Çanakkale ve Edirne’de verilen konserler tatmin edici bir izleyici kitlesinin oluşumunda önemli etkenlerdir. 2000 – 2006 tarihleri arasında 4 adet yeraltı albüm yayınlanmıştır. 2006 yılında Ankara’lı Deli Gömleği grubundan Özver Yılmaz ve Y.K.I.D.’den Can Oral da kadroya katılmıştır.Daha ayrıntılı bilgiye resmi site olan www.myspace.com/cemiyettepisiyorum adresinden ulaşılabilir.
OKUYACAĞINIZ “SOHBET”İN DEŞİFRESİ HİÇ BİR ŞEKİLDE “KONTROL” EDİLMEMİŞTİR
Can: öncelikle Şenol bu güzel söylesi için sana teşekkür ediyoruz….
Şenol: şimdi arkadaşlar nede punk?
C: yapma be abi gerçek mi bu?
Ş: tabi ki değil lan…
Ali: kayıttayız abi…
Ş: birisi günün tarihini söylesin abi.
A:25 Eylül 2008 Perşembe, Cemiyette Pişiyorum…şeysi…röportajı.
Ş: tamam Cemiyette Pişiyorum ile başlayalım, kimden çıktı abi isim?
A: isim Tolga’dan çıktı…
Ş: tamam niye çıktı abi?
A:Tolganın bi fanzini vardı…
Ş:bi dakka abi, Tolgadan çıktıysa Tolga anlatsın
A: anlat abi
Tolga: yok abi anlat sen
C:bak nasıl ezberletmiş nasıl çalıştırmış
A: abi genelde bu soruyu ben cevaplıyorum ondan şey…
Ş:tamam abi aranızdaki şeye ben dokunmuyum, anlat sen abi
A: küstüm zaten ben abi
A: hadi Tolga
C: anlatsana abi
C: fanzini sen yaptın ismi sen buldun…
Ş: fanzin ne zamandı, kaç senesiydi
Grupça: 99 muydu 2000 di
T: 2oo di heralde
A:99 olması lazım
T:öleydi, biz Anabala Pasajı’nın alt katında takılıyorduk, işte Cevdet’in dükkanı falan vardı, ya oraya takılırken bu fanzinleri falan görüyorduk, bide biz yapalım falan dedik, yani biz orda baya uzun zaman geçiriyorduk, sanah gelip akşam falan gidiyorduk,
A: 9dan 5e içiyorduk
T:iyi muhabbet oluyordu orda
Ş:sizin haricinizde orda bi oluşum varmıydı, yoksa…
Gurupça: vardı vardı
Ş:99 dediniz i mi buna
A:99 -2000 olması lazım
T:o civarlardı işte
Ş: bu tiplemeler size yakınmıydı yoksa orda alakasız bir şey vardı da siz de ordamıydınız
A:yok bize yakın insanlardı…
C:ama daha sonra bi yakınlıkları kalmadı…
A:grubu kurduğumuz zaman, sadece oraya astığımız afişle bile yeteri kadar insan geliyordu konsere
Ş:yani orda bir karşı-kültür oluşumu vardı diyebiirmiyiz, ve sonra grubu kurduk ve ordan yürüdük işte denebilir mi, yoksa bunu söylemek abartı mı olur
T: yok, fazlasıyla mümkün bunu söylemek
A: tabi orası da bi yerden sonra tamamen koptu çöktü yani
Ş: fanzin bi süre çıktı mı, yoksa…
T: çıktı, baya, yani kaç…: 5-6 sene kadar çıktı… başka isimlerle falan devam ettirdik zaten
Ş: sattınız mı dağıttınız mı
T: ya bedavaya verdik ama, o bazı abartılı şeyler vardı, tripler, han, üzerinde çok yüksek bir rakam yazar vs. ama sonuçta biz bedavaya veriyorduk. Zaten normal fanzin mantığında değillerdi, kes-yapıştırdan daha çok “elişi” fanzinlerdi bunlar…
Ş: peki en son ne man fanzin yaptınız abi
T: en son… 3-5 yıl….
A: ben galiba en son 2002 de falan yaptım
C: abi…bu fanzinlere ve yer altı organlarına 2005de biliyoun ciddi bi baskı oldu, fatura falan istenmeye başladı, sanırım 2005e dek her şeyi alıyorduk… mesela biz Kod Müzik e oraya buraya falan hep demo bırakabiliyorduk, sonra buralara baskınlar falan düzenlenmeye başlandı, bandrol geyiği vs…biliyosun işte, en son bizi ihbar ettiler basıldık ve hatta mekana gelen cezayı biz ödedik, sonra da koptu…
A: ben en son galiba 206 da fanzin aldım, ankaradan
Ş: abi bu adamlar bunu takip ediyor mu, yani bu illegal dedikleri şeye karşı ciddi bi baskı varmı, bilmem nereye bilmem ne bırakmışlar şeklinde
C: abi bildiğim şekliyle, o denli bi takipyen ziyade, dükkanlar arasındaki rekabetten doğan bişey var; işte bi dükkan satan dükkanı şikayet ediyor, bu adam bandrolsüz şeyler satıyor vs
A: dükkandaki adam karşısındakine bunun ne olduğunu anlatmaya çalışıyorda, karşısındaki anlamıyor zaten, bu demodur kardeşim demesinin bi anlamı yok
Ş: aslında kültürün türkiyeye olan uzaklığıyla karşı karşıyayız gene
Grup: yani evet
Grubun yaş ortalaması kaça denk düşüyor
Uzun hesap sonrası: 29 falan
Ş. Yani bu bizim “doksanlar” dediğimiz o güzel dönemi sizde yaşadınız bi şekilde
Grup: evet, tabi canım
T: kökenlerimiz ordan gelişti sonuçta
Ş: bu ilk dönem punk dediğimiz döneme yteilebildinizmi, Headbangers, LSD vd dönemine
T: daha çok Tamponla anılan döneme…
A: ben LSD sürecinin en sonuna falan yetişebildim ancak
T: ya Athenanın captan hook dönemi falan işte
Ş: peki o zaman ve şimdiki -2008- punk ortamına bi karşılatırmalı olarak baktığımızda…
C: ya söyleriz de tolga hala şu gerubun isminin nerden geldiğini şeyetmedi…
Ş: yani fanzinin adının ötesi mi var
Grup: noise….:)
A: durun abi ben anlatayım
Birisi: anlat abi sen
A: abi Tolganın fanzininde punk gruplarına isimler diye bi köşe vardı, orda bi sürü isimler vardı, Tolga başladı saymaya, tamam buldum Cemiyette Pişiyorum dedi, tamam dedik.
A: mesela o listeden ben nurettinin sütkabı diy bişi hatırlıyorum… çıktı işte, güzeldi de…
Ş o zaman biraz soru sorayım, bi kitap çıktı ya şu punkın ve yaeraltının kesintili tarihi vs, evet ordan girelim
(burada bi Crunch ve tolga sevmem severim kısa dalgası geçiyor)
A: ben bi öz gezdirdim o kitaba Canda baktı…
T: ya baya eskiye inmiş onlar bizden hiç yok da zaten
T: bitirmesi gerektiği dönemde bitirmişler kitabı,
C: ya kesintili demelerinin nedeninde halılar kitaba, zaten o tarih gerçekten kesintili
T: o kesintiyi biliyorum ben ne olduğunu
C: 200li yıllara dek Cemiyette Pişiyorum dan sonrada zaten pek ekstra bişey yok
Ş: zaten Poetix’e bi punk grubu söyleşisi fikri doğuğunda ortadaki sonuç öyle bi grup yok abi oldu, kim var adam gibi adam sorusunu eşeleyince sizden başka kimseyi kaydadeğer bulmadık açıkçası, kimsnin zoruna gitmesin bu, başka yere çekilmesin, yada çekilsin….
Abi Türkiye de punk var mı?
…
…
T: yaşam olarak mı müzik olarak mı
Ş: yok abi bir bütün olarak
Grupça: bence var yok şimdi şu var J
A: yok abi
C: abi yok; abi fetişist bi adaptasyon şeklinde var. Karşı olması gerektiği hiç bir şeyin karşısında duramadan… yaşadığı ülkenin kültürü ile kavga edemeden… evet böyle bir punk olmak, yani GİYİNMEK diye bişey var…krnfi özgün tarzı, mizahıyla ortaya bişey koyanı görmedim ben
T: ya var da işte, onlar biryere gelemezki, ,İmkanı yokki… onu anlayacak adam yok zaten esasında…
A: punk dinleyenlerde şey artık……
Ş: ortada bi bilnçsizlik var
T: ayrımları bilmiyorlar
A: ya ben çok alakasız girecem de şu bahsettiğimiz punk kitabın da dead army boots varmıydı mesela
Ş: var
A: nasıl bahsediliyor
Ş: ya zaten salt röportaj üzerinde yürüyor kitap, datalar o şkilde veriliyor
A: o kitapla ilgili söylenmesi gereknler var, bir şeylerin fazla fetişizmini yapmışlar, 99 dan önce her şey süperdi de 99 dan sonraki her şey iğrenç havası…
Ş: ben o dönemin çok daha samimi olduğunu düşünüyorum şahsen
C: şunu da kabul edelim nostalji hepimizde de o bu şekilde var
A: ya D.A.B zmanında asker adam diye şarkı yapıyor, sen lşimdi git adamların internette yazdıklarına bir bak! Adamlar baya baya ulusalcı!
Ş. Hahaha, ulusalcı punk!
C: Şenol sen dedin ya şu an punk diye bişey var mı diye, şayet kendilerine punk diyen adamların yazdığı forumlara girersen eğer faşizmi görürsün, bunlar sex pistolsun söylediğini bile söyleyemiyor, gir bak yazılanlara: “bayrağın üzerine basma boğazını keserim” “camiden içeri alevi girse almıycaksın” gibi şeyler dolaşıyor ortalıkta….
Ş: hadi ya 94 senesiydi sanırım eski Gitanes’da god save the quueni god sace the çiller (bkz tansu çiller) god save the tc (bkz türkiye cum.) falan diye bara bara söylerdik…
Ben şimdi bi punk grubunun ve izleyicisinin çıkıp ;recep tatyyip erdoğana küfür edebileceğini sanmıyorum açıkçası…
A: ediyolar abi ediyolar ya
C: abi korku faktörü… zaten bunu yapıtorsan her zaman heryerde yapabileceksin abi, televizyonda temzi çocuk olup konserde huhahhaoaoah amna koyayım tayibin diyemezsin, ikiyüzlülüktür bu.
Ş: peki, adam sahnede tayibin bişeyine koyarken asıl izleyici nasıl abi o n yapıyor etki-tepki n alemde?
T: abi ben sana önce yaş kitlesini söyleyeyim: 17-23.
A: mesela bi konserde bi grup vokalisti ülkücülere ve faşistlere küfür ediyor, seyirciden biride çıkıp: “ne diyon lan ben ülkücüyüm” diyo, ve kavgaya başlıyorar falan…
C: 18 yaş altı konserle iyi bi örnek, adamlar seni izlemeye gelmiş seni seviyor şarkılarını söylüyor falan ama bişeyi fark ediyorsun her an sana saldırabilirler sana küfredebilirler ya da dönüp arkalarını gidebilirler, bu var ya.
A: izleyici bir elin parmakları kadar… punk izleyicisi ne dinlediğinin farkında falan değil!
Ş: peki bi “antifa” compilation’ın da salak bi punk grubu yer alabiliyor, ki bence bu adamların anti faşizmle alakalrı falan yok herfile götlerinin deliğinin yerini bile bilmiyor, böyle bişey bildiğim kadar yapmadınız, antifa albümlerinde yoksunuz? Sahte mi buluyosunuz bu layı?
C: katılmadık abi! Öncelikle Cemiyette Pişiyorum kendisini grup üyelerinin ortak politik bakış açısının ortalamasıyla vareden bir grup değil.
A: zaten az da olsa, grup bireylerinin politik bakışları farklı
C: ama bu bizim grup olarak a-politik olduğumuz anlamına da gelmez.
Ş: peki C.P politik bi gruptur dermisin?
C: hayır, demem!
A:apolitkte değil
C: apolitiktirde diyemem
Ş: peki C.P anarşist midir?
A: yok…
…
A: C.P.’da anarşistler var ama az önceki gibi gene bu gruba maledilemez.
T: toptan isim koyamazsınız aten, tek tek şarkılara baktığınızda bu net olarak görülüyor, bu şarkı şu, bu da bu… ölü polis isimli şarkı da var alakası başka bi şarkıda var mesela…
A: bi antifa albümüne bi grup sokuyorsan sadece sözlerine değil, sen bu adamın ne olduğuna ne yaptığına nasıl yaşadığına da bakmalısın bence, işte abi bu yüzden o tip işlerde yokuz. Bu adamlar söylemlerinde tutarsız insanlar ve zaten söyledikleri gibi de yaşamayan insanlar.
Ş: okey….peki, sex pistols’un götlerindeki kıllar ağarınca vermeye ihtiyaç duydukları konser hakkında ne düşünüyorsunuz?
Ö: ben gidemedim valla, gidebilseydim gidecektim.
T: yüzde elli elli diyim, hak verebiliyorum yani…
C: abi motivasyonlarını bilemeyiz, ya da ne kadar ticari kaygılarla bunu aptıklarını
T: yüzde yüz ticari kaygı…adamlar zaten proje grubu…
C: kafiye bulmak için söz yazılırsa…
A: ben sex pistolasun tamamen fason bi grup olduğunu düşünyorum…ama gidebilseydim yüzde yüz giderdim konserlerine.
T: Ali kıskanıyor…
Ş: punk ile porno kelimesinin özellikle son zamanlarda bir arada sıkça kullanımı meselesi var…
C: bunu biz bilmiyorduk abiJ
A: punklı pornoJ
T: suicide girls değil dimi J
Ş: yok o başka bi setör, ona da girebiliriz…
C: son on yılda endüstriyi ciddi şekilde canlandıran türlerden biri olarak tartışılmaz, buradan yürürsek bu şekilde kullanılması, ticari meta haline getirilmesi çok anlaşılır, çünkü satıor, sattırıyor.
A: abi burada bi de pornonun da yapısına bakmak lazım…
T: sen evde bakarsın şimdi onun yapısına
J
Röp dışı müdahale: burada ki punk porno muhabbeti ne bi yere yürüdüğünden ne de vardığından yaklaşık 2 dakikalık bir kaydı banttan çıkardık –K.U.P
Ş: evet biz gene size dönelim, toplasanız kaç konser vermişsinizdir abi..
Grp: yüzü geçmiştir…
Ş: 20002li yılların efazla konse veren grubusunuz o zaman sanırım
Grp: evet, galiba öyle
Can: yalnız hemen şunu belirteyim bi amaerkalı, balkan, Uzakdoğulu grupla kıyaslandığında adamların verdiği konser sayısı yanında bizim rakamımız acınası bi rakam, Türkiye için iyi olsa da
Ş: Can balkan deyince, bu balkan punk dalgası hakkında var mı bi düşünceniz
C: sanırım herkes farklı düşünüyor grupta bu konuda
T: abi ozaman benim Anadolu rock denen şeye saygı göstermem gerekir, göstermiyorum abi, göstermek de istemiyorum. Pun ya işte…kendi kültürünü bu na şey yapma… ne derler bu müziği sentezleme ya… …yapıyosan da buna punk takısı kullanma başka bir isim koy… atıyorum Anadolu punk deme ona… onu bozma, o saf kalsın..
C: evet… bide şu var bu adamlar gerçekten kendi kültürlerinin öz müziklerini icra etmiyorlar ve doğal olarak da bu kültürün enstrümanlarını kullanmak zorunda falan değiller… atıyorum bizim parçalarda ne uzrna var ne bişey var…
T: abi bunlara gerek yok, zaten dil kendi başına buna yeter, hatta yazın tekniği bile buna yeter
Ş: peki yurt dışı punk ortamı nasıl, var mı
T: kesinlikle
Can: oha diyeceğin bi sürü grup çıkıyor sürekli karşına
Ş: Çok ciddi bir rakam, peki bu konserlerden biri sıyrılır mı?
C.p: Çok ciddi bir rakam ama 2000 yılında kurulup 2008 e gelmiş herhangi bir Avrupa, balkan uzak doğu grubuyla kıyaslandığında çok acınası bir rakam.
Ş: Balkan dedin de, halkımsı balkan müzikleri hakkında ne düşünüyorsunuz?
C.p: Hepimiz farklı düşünüyoruz…
Ş: Zurnalı murnalı şeyleri punk diye gösteren adamlar var.
C.p: O zaman benim Anadolu rock denen şeye saygı göstermem lazım göstermiyorum, bunu da istemiyorum. Sentez yapma, kendi kültürünü bırak kalsın öyle. Yapıyorsan başka bir isim koy, Anadolu punk deme ona, bozma onu, saf kalsın.
C.p: Zaten gerçekten kendi müziğini icra ediyorsa grup, kendi kültürünün enstrümanlarını almak zorunda değil. Bizim şarkılarda ne zurna var ne başka bir şey. “seni sevıyovvruumm” diye söylemiyorsan gerçekten Türkçe söylüyorsan zaten o yeterince yerel oluyor. Ona zurna, darbuka, ney koymana gerek yok.
Ş: Peki yurt dışında punk grubu var mı şimdi, canlı, adam gibi?
C. p: Tabi ki var. Sadece yer altı bile bir sürü örnek barındırıyor. Bu aralar çok araştırmıyorum ama 3 4 sene önce her gün “Oha!” dediğin bir grupla karşılaşıyordum gerçekten kaza hikaye. Zaten punk artık bir sound olmaktan çıktı…
C.p: Bu arada bizim konuştuğumuz punk asla üç akor dönem punk değil, biraz başkalaşmış artık, kendi özgürlüğünü kazanmış punk. Hala punk diyorlar demesin insanlar.
C.p: Bizim bir müzikal arayışımız yok, eh salladık çıktı diyemeyiz yani.
Ş: Mesela Exploited geldi Türkiye’ye. Yanılmıyorsam bütün kadrosu değişti di mi?
C.p: Vokalist hariç hepsi değişiyor zaten.
Ş: Gittiniz mi?
C.p: Çoğumuz gitti.
Ş: Neden gittiniz ya da neden gitmediniz, ya da gittiniz de ne sikim gördünüz? Punk var mıydı orada?
C.p: Ben uyuz oluyorum Exploited’a.
Ş: Mesela Sex Pistols’un dandirik punkıyla, “punk’s not death” sloganı aynı kefeye konur mu sizin gözünüzde? O da dandirik bir slogan olmuş mudur artık, üç akorlu bir slogan mıdır mesela?
C.p: O tamamen slogan zaten, Sex Pistols onun yanında hayvan gibi sanat, Exploited’ın yanında. Zaten anarşi lafını soktukları bütün şeylerin işi tamamen boş bence, gayet sahte.
C.p: Ne yazık ki şöyle bir şey oldu, ben punkım dolayısıyla anarşist olmam lazım. O zaman “fuck the system”, “fuck the state”, böyle bir akım olduğu kesin. Bugün ntv’de bile böyle çığırmıyor muyuz? Yani, “ben bu kalıbı alıyorsam anarşist olmam lazım, bazı kavramlardan nefret etmem lazım” … Ama bunu düşünmeden, düşünce altında herhangi bir altyapı barındırmadan uyguluyorsa, işte “Abi niye anarşistsin?” “Abi anarşistim”. Böyle herifler zaten nefret ettiriyor anarşizmden, o içi boşluk bizim gibi insanlara daha fazla ön yargıyla, daha fazla nefretle bakılmasını sağlıyor.
Ş: Aranızda eylem olarak anarşiyi destekleyen, ya da eylemsel olarak anarşiye katılan var mı?
C.p: Abi yazmakta bir eylemdir.
Ş: Eylem deyince, akla ilk gelen, bildiğin eylemden bahsediyorum, ciddi olarak anarşist eylemlerden… Atıyorum, molotof kokteyli atmaktan ya da bir yeri kundaklamaktan bahsediyor olabilirim.
C.p: Bir yeri kundaklamak benim anarşizm kavramıma denk düşmüyor.
Ş: Sadece böyle bir şeye fiilen katılan var mı bunu soruyorum.
C.p: Hiç molotof kokteyli atmadım abi.
Ş: Ama polise taş attın mı mesela?
C.p: Ben elma attım.
Ş: Çok ontolojik olmuş.
C.p: Bu soru iyi, sen o tarz eylemden bahsetmiyorsun ama şunu söyleyebiliriz. Cemiyet’in şu gün bu haliyle, bu şarkılarıyla bir sokak konseri vermesi, bir yere taş atmasından çok daha iyidir bence. Gerçek bir eylem bence budur, o fanzin gerçek bir eylemdir. Çünkü senin beyninin kıvrımları hakkında hiçbir fikri olmayan birisi onu alıyor okuyor ve herhangi bir barkotlanan devlet kontrolünden geçen herhangi bir yayından çok daha öte bir şey görebiliyor. Bu saçma absurd bir espri de olabilir, ciddi bir düşünce de olabilir ama sıradanlık dışı bir şeyle karşılabiliyor o noktada. Bence gerçek eylem budur abi.
C.p: Parayla yapılıyor bu işler. Yasalar aslında umrumuzda değil, ama maalesef zorunluyuz bu ülkede. Büyük konserlere çıkmak istiyorsun, yasal hakkın yoksa çıkamıyorsun. Ben nasıl çıkıcam bilmem ne festivaline.
Ş: Böyle bir şey istiyorlar yani
C.p: Tabi canım, yoksa seni demo sahnesine çıkarırlar. Hayatında 3 konser vermiş 4. Sünde bilmem neyin coke’a ana sahneye çıkıyor. Burada 10 yıllık grup var, niye amatör sahnede çıksın, kim amatör burada? Yani böyle bir mantık var bu ülkede, bandrol her şey.
C.p: Bandrol de her şey değil ki, bir sürü albüm yapan adam var. Öyle gruplar var ki çıkardıktan sonra tutamazsın, öyle gruplar var ki on tane çıkarır kimsenin haberi olmaz.
Ş: Peki senin askerliğin uzun dönem mi?
C.p: Kısa olacak herhalde. 5 ay 5 gün izinsiz.
Ş: Yani sekte olmayacak.
C.p: Çok da problem olmaz. Konser açısından olur da…
C.p: Bu arada şunu da eklememiz lazım. Bir fanzin albüm vs öyle bir fikir aklımıza geldiğinde Ali’yle bizim çok hoşumuza gitti. Deneme promo gibi bir şey yaptık, sen baktın. Özver’e de gösterdim, onun da çok hoşuna gitti. Tolga’yı aradığımda telefonda Tolga da şunu söyledi, evet abi öyle birşey daha iyi olur. Evet daha iyi olur, yani illa bizim bildiğimiz medya olarak yayınlanması gerekmiyor, hani orada algı açıcı bir şey varsa onu deneriz, bu konuda hepimiz hem fikiriz.
C.p: Ha şeyi söyleyelim, parlayan konser olayı.
Ş: A evet o arada gitti.
C.p: Antalya konseri çok güzeldi. Baharda.
Ş: Antalya derken şehirde mi?
C.p: Şehirde evet. Mesela düşünün amatör grupsunuz, uçak biletleri alıyorlar, otel ayarlıyorlar, para veriyorlar, gelip gidin diyorlar, her şeyinizi veriyorlar.
Ş: Bu oldu mu?
C.p: Bu böyle oluyor. Biz zaten böyleyiz sadece bandrolümüz yok, doldurabiliyoruz orayı hani olay bandrol olmamalı yani sadece. Bizim için çok güzel bir konserdi çünkü çok güzel yemekler falan yedik J
Ş: Uçak, otel ve yemek. Kadın sundular mı?
C.p: Yok, ona gerek yok ya.
Ş: Peki kadın madın şakası yapınca cidden aklıma geldi. J e diğer druglara nasıl bakıyorsunuz?
C.p: Abi nefret yani.
Ş: Halüsinojenler?
C.p: Yani super mario güzel bir oyundur mesela J ama abartmayacaksın.
C.p: İnsanın kendi içindeki kara deliğe düşüp saplanıp artık bir şey yapmasını engelliyorsa, ciddi bir problem vardır hayatta. Ama farklı bilinç durumları da bir şey üreten adam için iyidir, tarih boyunca iyi olmuştur. Gerekir mi hayır tabi ki gerekmez ama çok karşı olduğumuz söyleyemeyiz sanırım farklı bilinç durumlarına.
C.p: Hayır buna karşıysan sinemaya gitmeye karşı olup olmamayı da düşün mesela.
C.p: Sadece yaptığın işi baltalamaması gerekiyor.
C.p: Sentetik maddelere karşı hepimizin mesafesi sanırım vardır.
C.p: Az bir mesafesi vardır.
Ş: Karşı değiliz cümlesini rahat kurabiliyoruz ama?
Cp: Karşı tabi ki değiliz. İstediğini yapma özgürlüğünü savunmasaydık zaten çok yanlış bir yer de otururduk şu an.
…
C.p: Orada çekilmiş en ufak bir fotoğraf bile dışarıdan bakan bir kimseye bir grubun yaklaşımını özetler.
C.p: Tabi tshirte reklam almak gibi bir şey işte.
Ş: Mesela almaz mısınız?
C.p: Hayır ama seçip alırsın.
Ş: Markayı sorgularım sorun yoksa alırım diyorsun.
C.p: Oradaki yazıyı tshirtüne birinin yazdığı istemediğin bir şey gibi düşün yani.
Ş: Fender gibi durmaz orada tabi…
C.p: Ben hiç alınmamasından yanayım. Reklam vs. çünkü şöyle bir şey var, bazı ekonomik kuvvetlere sırtını dayamadan var olamamak gibi bir problem var Türkiye de, bunu hepimiz biliyoruz. Ve kendi içimizde bunu çok konuşuruz. Konserden kazandıklarımıza bakarsan, stüdyo paraları ve ek harcamalarımızın yanında komik bir rakam.
Ş: Türkiye’de sponsor kavramı o anlamda yok o zaman değil mi? Ya da yalamak mı gerekiyor.
C.p: Konserlere oluyor sponsor.
Ş: Yok albüm anlamında hani birisi bunu finanse ediyor, oluyor mu böyle şeyler ben hiç bilmiyorum.
C.p: Bağlantın olursa sponsoru çok kolay bulursun yoksa çok garip şeylerin altına giriyorsun.
C.p: Oluyor da çok güzel şeyler değil o işler ya bir markaya bağlı oluyorsun sonuçta.
C.p: Ben “uyuşturucuya hayır” pankartının altında çalmakla conversin altında çalmanın, kişisel fikrim bu, çok da birbirlerinden farklı şeyler olduğunu düşünmüyorum. Olmamasını yeğlerim. Bir tshirt basılacak mı basılması hoşuma gider. Hatta yaptığım tasarımlarda vardır…
Ş: Sizin tshirtünüz var mı, grup tshirtünüz?
C.p: Kendi kapaklarımızı falan yapıyoruz ara sıra o sırada çıkan bazı şeyleri de şunda kullanabiliriz, bunda kullanabiliriz.
Ş: Mesela hiç düşünmez misiniz, siz ya da yakın çevrenizde birilerinin cemiyette pişiyorum tshirtü giymesi.
C.p:Var zaten… sorun olmaz.
Ş: Çiğ gelmiyor yani.
C.p: Benim resmimi basmadıkça üstüne sorun yok, böyle poster gibi.
Ş: Peki hoşunuza gider mi? Yolda yürürken herifin kendi yaptığı bir tshirtü görsen…
C.p: Öyle çok daha hoşuma gider, bence kendileri yapsınlar.
C.p: Ankara’da bir konser vardı. Ufak çocuklar geldi, çocuğun tshirtünün önünde cemiyette pişiyorum arkasında da deli gömleği falan yazıyordu, kendisi yapmış.
C.p: Ama hepimiz kalemle kendi tshirtlerimizi yapmışızdır.
Ş: Söylemek istediğiniz başka bir şey varsa söyleyin abi, bu 3. Sayıya çıkacak minimum 700 kişiye ulaşacak 1500 kişi okuyacak bunu, bunu da göze alarak söylemek istediğiniz bir şey varsa?
Cp: “uyuşturucuya hayır”! J
Ş: Elektronik bir takım aletleri üzerine takan insanlar var. Öyle şeyler düşünüyor musunuz, mesela hiç aklınıza geldi mi? Mesela 2/5 BZ hakkında ne düşünüyorsunuz?
C.p: Zamanında dinlediğimde bugün höttürü höttürü diyen bir sürü punk grubundan daha mizahi. Severim ben o herifi. Basçısı zaten Özver’in Deli Gömleği grubunun basçısıdır.
Ş: Basçısı demek çok doğru değil sanırım.
C.p: Gel çal diyor o da gidip çalıyor, yurt dışında falan beraber çalmıyorlar ama İran’da bir festival vardı oraya gidecekti.
Ş: Peki İran’da punk grubu var mı mesela? Black grubu var biliyorum.
C.p: Kaçmadılar mı onlar abi İran’dan? İran’dan bir metal grubu Türkiye’ye geldi çünkü.
Ş: Yok onlar Irak’tan. Savaşta zokayı yediler, burada parayı kırdılar.
C.p: Bu arada elektronik müzik deyince ilk akla gelen örneklerin hiç birini sevdiğimizi söyleyemeyiz. Sonuçta, konser performansı kayıtta ne varsa onun doğru biçimde verildiği performansı, kaydı böyle elektroyla dijital efektlerle şişirip konserde göt gibi kalmaktansa
C.p: Artık laptoplardan veriyolar.
C.p: Abi cemiyette pişiyorum sahneye laptoplarla çıkmaz!
Ş: Çıkmayız dediğiniz mekan var mı? Babylon’a çıktınız mı ya da çıkar mısınız?
C.p: Babylon dışında her yere çıktık galiba. bazı mekanlar çok alakadar gelmese de bize, ses sistemi iyi olduğu için bizim yaptığımız müzik seyirciye daha iyi ulaşacağı için..
Ş: Peki iyi mekan olarak gördüğünüz bir yer var mıydı?
C.p: Peyote süperdi. Balans da iyiydi, kimse yoktu ama sound açısından iyidir.
Ş: Peyote konserleri nasıl gitti ya da gidiyor?
C.p: Gayet iyi. Orayla nüans çok güzel.
Ş: Peki ben hiç bilmiyorum, Peyote gerçekten göründüğü gibi tırnak içinde küçük gruplara, alternatif gruplara samimi mi?
C.p: Hakketen öyle abi. Sen amatörsen, konser ayarlaman için çok uğraşman lazım. Bar sahibiyle konuşucaksın, uğraşacaksın. Ama Peyote’de öyle değil. Peyote’de şöyle bir şey de, sana şu zamanı veriyoruz şu zamanın içinde kapının hepsi senin oluyor.
Ş: Onlar alkolden kazanıyorlar kapı senin oluyor yani.
C.p: Ayrıca ses sistemi çok güzel, konser ver çık.
Ş: Kapı kaç olursa olsun hep senin mi oluyor, yoksa kota var mı?
C.p: Yok öyle bir şey, çok rahat.
Ş: Yani adam sana diyor ki, istersen buraya 500 kişi sok, istersen 10 kişi sok, sen bilirsin.
C.p : Ufak bir demo kaydı istiyorlar o da çok saçmalamamak için, çünkü deneme almıyorlar direk çıkıyorsun. Sana neden 2 kişi geldi neden 1 kişi geldi diye sormuyorlar. Ama Peyote’de şöyle sıkıcı bir şeye dönüştü, Peyote grupları diye bir şey oluştu, Replikas tarzı böyle. Peyote deyince akla o sound gelmemeli, Peyote deyince akla kendi müziğini yapan grupların konser verdiği mekan. Şimdi bizimle beraber, biraz daha bizim etrafımızdaki yakın arkadaş grupları da çıkmaya başladı. Kilim falan çıkıyor orada…
Ş: Kaç kere çıktınız Peyote’de?
C.p:3 4 defa.
Ş: İzleyici?
C.p: Ses sistemi güzel olduktan sonra izleyiciyi görmüyorsunuz bile, zaten geliyorlar da. Çok güzel bir izleyici varsa ama ses iğrençse hiçbir şey yapamazsın. Şu seçimi yapmamız gerekiyorsa 500 kişi gelsin ama boktan tınlasın, 5 kişi gelsin iyi tınlasın. B şıkkı yani..
Ş: Peyote iyi bir sistemi sunuyor yani.
C.p: Aslında şöyle, çok kaliteli aletler sunmuyor ama özen sunuyor. Adamlar uğraşıyor ve sonuçta ortaya bir şey çıkıyor. Oradaki eleman, 1 saat konser sunuyorsa 3 saat soundcheck yaptırıyor bize. Bir de söylenecek iyi bir şey daha var, o da heriflerin cover yapan grupları kabul etmemeleri abi. Türkiye’de başka böyle bir organizasyonla karşılaşmadım. Bir iki tane cover grubu çıkıyor ama onlar o kadar naif ki, onları coverlamak zaten cover yapmamak gibi bir şey oluyor.
C.p: Bir de sürekli aynı yerde çıkınca da iyi oluyor. Yeraltı konserlerini en çok batıran şey, her konserde yeniden organizasyon. Yeni insanlar düzenliyor, yeni bir mekan, yeni mekan sahipleri. Herifin noluyor, kıs, aç, bilmem ne demesi filan. Ve o konser bitiyor, o mekandan nefret ediliyor, aynı trajediyi tekrar yaşamak için başka bir mekan aranıyor. Ama Peyote’de devamlı gidiyorsun. Herif belki ilkinde soundunu anlamıyor ama ikincisinde diyor ki bu herifin tuşesi yüksek, gitar tonu böyle.
Ş: O zaman çok profesyonel bir şey var aslında orada.
C.p: Zaten yoksa devam etmez. Hani siz dediniz ya samimi diye bir soru var gerçekten ama samimi, samimi olmasa biz orada napıcaz ki, iki konser sonra bırakırdık yani.
C.p: Abi arada senin sorduğun atladığımız sorular var. 80’den 2000’e kadar ve 2000’den sonrası punk dönemi için, günümüzden baktığım zaman, sanki bütün grupların politik olması gibi bir zorunluluk ve belli bir politik şey.
Ş: Yok öyle bir şey ya. Ben love sexuel desire’in sözlerini hatırlıyorum da, suratına işemek istiyorum, suratının tam ortasına, pis koksun istiyorum sonra öpmek istiyorum seni çılgınca. Hiç de politik gelmiyor bana. Aşk şarkısı olarak yorumlayabiliriz, çok ciddi bir tutku şarkısıdır. Abi peki pogo oluyor mu hala, eskiden insanlar müzik başlasın da etrafı dağıtıyım diye bekliyordu.
…
Ş: Sizin Facebook’taki o cemiyette pişiyorum ne?
C.p: Bizim alakamız yok onunla ya, o Ankaralı bir çocuk, bağlantımız yok yani, ben grubu seviyorum öyle aldım falan dedi. Takılıyor yani. Ama internet konusuna girmişken, internette cemiyette pişiyorum için ya da herhangi bir yer altı grubu için işimize yaradığı ortada yani. Çünkü insanlar artık demo alabilecek kadar parmak uçlarını kıpırdatabileceklerini bile sanmıyorum.
C.p: Mesela myspace diye bir olay var, izlenme tıklanma oranlarına bak çok da sahte şeyler değil. Albüm çıkarmış gruplara bak, Serdar Ortac’a bak 40.000, Cemiyet’e bak 150.000. Belli bir şeyi yansıtıyor bunlar.
C.p: Belli bir şey yansıtıyor ama konserleri yansıtmıyor. Çünkü artık o grubu canlı izlemek, özellikle boktan yer altı konserleri yüzünden, insanlar için daha kötü bir şey. “Canlı mı, abi kötü oluyor ya” diye bir yargı var ve aşağı yukarı da haklılar. Çünkü baktığında az önce bahsettiğim mesela, mekanın belli olmaması, her şeyin son dakikada ortaya çıkması, insanların gereken özeni vermemesi sadece sahnede durmak için durmaları… Herif geliyor bakıyor, diyor ki kaydı daha güzeldi.
C.p: Orada 100.000 diyoruz ama konsere gelen insanların belki de bir çoğu myspace de dinlemiyor bile demolar var onlarda belki.
C.p: Mesela grubun ismi önemli. Atıyorum İngilizce bir kelime söyle.
Ş:Chair.
C.p: O isimle bir grup ismi kursan, onu google’da aratırsan kendi grubun ve bir milyon daha şey çıkar. Cemiyette pişiyorum’u aratırsan sadece bizimle ilgili şeyler çıkar.
P.S :
Ş.E ye paylaşımı için teşekkür ederiz..
Hayalbaz Ekibi
