Kargaşa 9 // “Hack’leyin!”
Hayalbaz tarafından Haz.23, 2009 tarihinde eklenmiştir. Etiketler: Sergi
“Hack’leyin!” // İzin almaya gerek yok değil mi?
“Hack” kavramı her ne kadar genel algılanışı olarak bilgisayar programlamacılığı ile birlikte anılsa ve “hacker”lar da zararsız ve kimi zaman zararlı bir altkültür öğesine indirgenmeye çalışılsa da bu kavramı bu özelliklerinden sıyırıp daha soyut bir şekilde algılamaya başlamak önemli bir adım olacak.
“Hacker” lar sisteme zarar verdikleri oranda zararlı ve suçludurlar. Sisteme faydası dokunacağı anlaşıldığı andan itibaren ise tanımlanmaya ( “beyaz başlıklılar” veya “siyah başlıklılar” vs. gibi- siyahlar sadece eğlence ve kendi yararları için hack’lerken, beyazlar büyük şirketlerce kiralanıp sistemlerinin güvenliğini sağlıyorlar ) ve “etik hacker”lar olarak etiketlenemeye başlıyorlar ve tabii ki sadece “kendi alanları”nda çalışmaları ve “uzmanlıkarı”nı icra etmeleri isteniyor sistemce: yani sistemi korumaları kısaca.
Peki bu sistem deyip durduğumuz ve yaratıcı her öğeyi eninde sonunda dolaşımına sokmayı başaran ve paraya / metaya / arzu nesnesine indirgeyen bu büyük makine “hacker” ları da en basit anlamıyla bir “girişimci”ye dönüştüremez mi? ve verimliliği oranında bir fiyat biçmez mi onlara? Tabii ki biçer bu tartışılmaz bir gerçek. Tam da bu yüzden sanatçı / hacker kendisiyle de mücadele etmek zorunda: “nezih olan”, “kutsal olan” karşısında daima şüpheci olmak. Dolaşıma sokulamayacak kadar vur kaç’cı – bu demek ki ne olduğu anlaşılana kadar ne’liğini yerine getiren; bu ne’liğe tutulup kalmayan, bir sonraki adımına hazırlıklı ve tereddütsüz, ne’liğini adlandırmaya, etiketlemeye çalışanlara ve olur olmaz sahiplenmeye çalışanlara karşı gerekirse inkarcı olan. Kimsenin hafızasına güvenmeyen, hiç bir verili / dünyalı literature / kavramsallaştırmaya / bağlamlaştırmaya güvenmeyen kendi kavramlarını açık ve net ortaya koyan ve gerekirse yeniden ve yeniden tanımlamaktan çekinmeyen. Doğası gereği keşfetmek, özgürce üretimini icra etmek, yaratmak isteyen “hacker”lar, sanatsal anlamada üretici ve yaratıcılarla pek çok ortak nokta taşıyorlar aslında. Bizim de kargaşa yaratmak isterken çıkış noktamız buydu:
Bir sanatçı / yaratıcı / üretici olarak hacker’ları; sanatın, pornonun, edebiyatın, politiğin, iktidarın tüm bağlantı noktalarıyla beraber kodlarını çözmeye çağırıyorduk. Tüm bu “kargaşa”nın kodları nasıl kırılabilir ve yeni bir “kargaşa” nasıl yaratılırdı?
“Sanatta da kapitalizm”in [tıpkı diğer alanlarda olduğu gibi] hareket alanımızı kısıtladığı -ki bu zaten uzun zamandır tanımlanabilir bir durum- günümüzde, sanatçı / yaratıcı / üreten; var edilmiş ve dayatılmış olan kodları nasıl ortadan kaldırır, kaldırabilir, ya da “hack”ler? Böyle bir olasılık günümüzde gerçek üreticiyi dayatılan onca baskıya (baskıların ne kadar çeşitlilikte olabileceğini biliyoruz) rağmen engelleyebilir mi? en genel ve geniş adlandırmayla “sanat”, bu kodları görmek, yok etmek ve karşılarında uyanık durmak için ve sinsice dayatılanları kapıp dayatanlara karşı kullanmak için hâlâ en kullanılası araç değil midir? Sanat ve diğer tüm varlığımızı anlamlandırma araçları arasında gittikçe belirsizleşen çizgi ve bizim içinde devindiğimiz, sayısız parmağın birbirini gösterdiği yeni “dünya”da artık yeni bir dil oluşmalı. Oluşmakta belki de, o kadar içindeyiz ki farkında değiliz.
“Hack”leyebileceğiniz klasik anlamda bir sergi alanında “gerçekliği” kullandıkları malzemeden, ürettikleri projelere kadar hack’leme niyetinde olan 30 yaratıcı / sanatçı var “Kargaşa 9”da. Kimileri içinde devindikleri ortamı önce tanımlayıp sonra o ortamda çatlaklar oluşturuyorlar, kimileri bedenleri ile kendilerine yollar açıyorlar- kendi yollarını…Kimileri çevrelerine bakıyor şimdi-geleceği ve geçmiş- geleceği işaret ediyorlar.
En basit anlatımla “bir sergiye neden gitmek isteriz hala?” Kendiniz karar verin…
Not: imaj altı için
“Yollarını bulan pasta ve ayakkabılar. İçinizdeki “hacker”ı serbest bırakın!”
5 – 30 Haziran 2009
* Sergi açılış kokteyli: 5 Haziran Cuma, Saat: 20:00
* Sergi Pazartesi günleri dışında 13:00- 20:00 arası gezilebilir.
geleneksel KargART kapanış sergisi Kargaşa’nın dokuzuncusunu düzenliyoruz bu sene ve alt başlığı “Hack’leyin!”.
“hack” ve “hacker” kavramlarını olağan kullanımlarından farklı tutarak katılımcıları içinde yaşadığımız sistemi ( doğal, sosyal, kültürel, ekonomik veya sanatsal diye ayırmadan bir bütünlük içerisinde) “hack”lemeye ve kodlarını çözmeye çağırdık. “sanatçı” / “üretici” / “yaratıcı” da tabii ki bu sistemin içinde yaşıyor ve “onların üretim süreci sistemin işleyişinin içerisinde nerede duruyor?” aslında tüm derdimiz buydu sergiyi kotarmaya çalışırken.
tüm bu “kargaşa”nın kodları nasıl kırılabilirdi ve yeni bir “kargaşa” nasıl yaratılırdı?
“sanatta da kapitalizm”in [tıpkı diğer alanlarda olduğu gibi] hareket alanımızı kısıtladığı -ki bu zaten uzun zamandır tanımlanabilir bir durum- günümüzde, sanatçı / yaratıcı / üreten; var edilmiş ve dayatılmış olan kodları nasıl ortadan kaldırır, kaldırabilir, ya da “hack”ler? Böyle bir olasılık günümüzde gerçek üreticiyi dayatılan onca baskıya (baskıların ne kadar çeşitlilikte olabileceğini biliyoruz) rağmen engelleyebilir mi? en genel ve geniş adlandırmayla “sanat”, bu kodları görmek, yok etmek ve karşılarında uyanık durmak için ve sinsice dayatılanları kapıp dayatanlara karşı kullanmak için hâlâ en kullanılası araç değil midir? Aslına bakılırsa artık tüm bunların artık pek de önemi kalmadı. sanat ve diğer tüm varlığımızı anlamlandırma araçları arasında gittikçe belirsizleşen çizgi ve bizim içinde devindiğimiz, sayısız parmağın birbirini gösterdiği yeni “dünya”da artık yeni bir dil oluşmalı. oluşmakta belki de, o kadar içindeyiz ki farkında değiliz.
Unutmadan hack’lemek için izin almanıza gerek yok!!
Katılımcılar ve eserleri:
PJ Alive // “over pff!” , ataçç // “kutu”, Ayhan Mutlu // “Etki Tepki”, Aysun Öner // “Profesyonelleşmenin Dikenli Yolları”, Baran Tokmakoğlu // “kırmızı” , Çiğdem Menteşoğlu // “İnsan Taşımacılığı”, Deniz Rona // “Gülümseyin, Çekiyorum!”, Ece Dündaralp // “Where am I”, Eda Alpman // “ex nihilo nihil”, Pet05 // “money hacked the world”, Fikret Yavuzçetin // “köre zahmet ve teklif yoktur”, Gamze Özer // “isimsiz”, Gülşah Bayraktar // “Sanatçının Gömleği”, İlke Haspalamutgil // “She is a man, He is a woman” , Kardelen Fincancı // “Dil Üstünde Kaydırmaca”, Mahir Duman & Ezgi Güner & Tolga Eliuz // “Kardiyoloji”, “Tecrit”, Murat Sezer // “isimsiz”, Nezaket Tekin / Doruk Demircioğlu // “Ben sana sanat yapma demiyorum, hobi olarak yine yap”, Niyazi Selçuk // “Novus Ordo Seclorum”, Özgür Ufuk Ataç // “Sanatçının Masturbasyon Kutusu”, Şebeke // “Şebeke”, Şenol Erdoğan // “Karşı-mimari”, “motionless shadows”, Serdar Kökçeoğlu // “Korsan Kitap Sergisi“, Sibel Bozkurt // “İş Görüşmesi”,, Suzan Orhan // “Kenti-Boz”, Tahir Ün // “Ergenekon Sorgulaması”, Tolga Eliuz //“Triple”
Ve eserleri:
PJ Alive, “over pff!”, spontane siberuzay videosu, 20’
Ataçç, “kutu” , dokunulabilir yerleştirme
Ayhan Mutlu, “Etki Tepki”, video, 20’,
Aysun Öner, “Profesyonelleşmenin Dikenli Yolları”, Fotograf Serisi
Baran Tokmakoğlu, “kırmızı”, performans
Çiğdem Menreşoğlu, “İnsan Taşımacılığı”, Çuval üzerine çizim ve kolaj
Deniz Rona, “Gülümseyin, Çekiyorum!”, performans & dökümantasyon
Ece Dündaralp, “Where am I”, heykel
Eda Alpman, “ex nihilo nihil”, karışık teknik, 150*210 cm
Pet05, “money hacked the world”, cam fanus içine simuliasyon dünya maketi kutu, 160×80x50
Fikret Yavuzçetin, “köre zahmet ve teklif yoktur”, dijital baskı
Gamze Özer, “isimsiz”, karışık teknik, 159 * 142 mm
Gülşah Bayraktar, “Sanatçının Gömleği”, yerleştirme
İlke Haspalamutgil, “She is a man, He is a woman” , kanvas üzerine akrilik, 120 x 90 cm
Kardelen Fincancı, “Dil Üstünde Kaydırmaca”, Yapıştırılabilir Performans
Mahir Duman / Ezgi Güner / Tolga Eliuz, “Kardiyoloji”, dijital baskı, 50*28 cm
“Tecrit”, dijital baskı, 40*60 cm
Murat Sezer, “isimsiz”, tuval üzerine akrilik, 120*100 cm
Nezaket Tekin & Doruk Demircioğlu, “Ben sana sanat yapma demiyorum, hobi olarak yine yap”, Fotoğraf, dijital baskı, 180*90 cm
Niyazi Selçuk, “Novus Ordo Seclorum”, Kısa Film, 10’
Özgür Ufuk Ataç, “Sanatçının Masturbasyon Kutusu”, tuval üzerine karışık teknik, 35*50 cm
Şebeke, “Şebeke”, kolaj, dijital baskı, A4
Şenol Erdoğan, “Karşı-mimari”, dijital baskı
“motionless shadows”, yerleştirme
Serdar Kökçeoğlu, “Korsan Kitap Sergisi”, nesne
Sibel Bozkurt, “İş Görüşmesi”, 42*29,5 cm
Suzan Orhon, “Kenti-Boz”, Fotoğraf Serisi, fotoblok baskı
Tahir Ün, “Ergenekon Sorgulaması”, oto-kolaj, 150*100 cm
Tolga Eliuz, “Triple”, dijital baskı
Sergiden bir kaç kare;(Büyütmek için tıklayınız.)



