Aralık, 2009 Arşivi
Şebeke 2
Hayalbaz tarafından Ara.18, 2009 tarihinde eklenmiştir. Etiketler: Fanzin, Haber

ŞEBEKE 2
Geçen sayımızın tasarımı sevgili Onston’a aitken, yeni sayımızın tasarımını Barış Demirkol yaptı. Çıkacak her sayımızda farklı dostlar tasarım masamızda olacaklar.
Bu sayının kapak, arka kapak ve ön-iç kapağında Ferzan Aktaş’ın illüstrasyonlarına yer verdik.
Gözde Genç, bize göre S.Faik ile Poe ekolleri arasında yer bulan ‘sıkı’ öyküsü otostopçu ile Şebeke’de. İlk sayımızdaki gibi şiire olabildiğince geniş yer ayırdık. Özellikle Amokachi şiiri ile ses getiren Aras Keser’in yeni şiiri Maocu Sex ilgi çekecektir. Ayrıca, Zozan Gemilerördü’nün İzmir’in eshot otobüs hatlarına yazdığı şiirler bu sayıda 209 ile devam ediyor. Jack London’ın pek bilinmeyen Bilimkurgu yazarlığına dair bir makale, Ayşe Özkan’dan bir Allen Ginsberg çevirisi yanında, Şenol Erdoğan da önemli bir metniyle Şebeke’nin konuklarından.
Şiir/metinleriyle: Ali Kartal, Amelis, Ozan Durmaz, Öykü T.k, Baran, Ersin Şen, Fantom, Umut Taylan, Nurhak Kaya, bay Perşembe, Ayşegül, Emre Cengiz, Suat Başkır, Özgür Asan.
Görsel Çalışmalarıyla: Onston, Cins, Edok, Wide, Rad, Emr3, Bob Arcthor, Dilana Petrowa, Zeynep Özkazanç…
Son aylarda iyice belirginleşen fanzin patlaması ne yazık bizi pekte ümitlendirmiyor. Belli duruşu, tepkisi olmayan, egosal fotokopi neşriyatın fanzin kabul edilmesi ironiktir. Bu noktada kendi içinde-içeriğinde tutarlı Dahke, Atonom, Kan-dil gibi fanzinleri öne çıkarmak, seçici olmak gereklidir. Legal basılmayan her şey fanzin değildir, keza legal basılan her şey de sistem içi değildir (bkz Underground Poetix). Biz de ömrümüz yettiğince fanzin çıkarmaya, karşıt-kültürün parçası olmaya, sokakları süslemeye, arıza çıkarmaya devam edeceğiz.
Fanzinimizin 2. nüshası İzmir de Hayalbaz’da olacak. Kadıköy ve Taksim de elden dağıtım yanında, ulaşamayanlar için Mephisto’lara da bırakılacak. Ayrıca kısa sürede Ankara ve Eskişehir’e de ulaştırmaya çalışıcaz. Başka dilek-istek olursa lütfen Şebeke’ye ulaşın
Umut ve sevgiyle…
Şebeke
Aralık 2009
Bizim Şiirler: Zozan Gemilerördü, Aras Keser
Hayalbaz tarafından Ara.11, 2009 tarihinde eklenmiştir. Etiketler: Şiir
Karataş aklı
Bütün zulaları benden önce patlatılmış
Bir ev bu. bana aramanın cansız gözleri kalmış
Olmakla birlikte, olmamanın memeuçlarını dişlerken
Raf, üzerindeki kara taşı taşımaktan ve onun keskin
Aklını alıp alıp vermekten memnun.
Sis var sis var sis var! Şırıngalar ve ıslak ölümler…
Siz var siz var! Sizin evladiyelik bi şehriniz var!
Şehrin ıslak tarafına masalsı bir panaromik göze
Ve tüm ezanları bütün gün yankılandırabilecek bir
Akustiğe sahip bu evin bütün zulaları benden önce
Patlatılmış. Bütün bombaları. Bana bulamamanın
Kesif kokusu, masif dokusu… şehir uçurumları!
Sis var sis var sis var! Duvarlarda rutubet ve is var!
siz var siz var siz var! Siz var ben yok bu kadar!
Zozan gemilerördü, 11 eylül ’09, hayalî evi.
Amokachi ileride hep yalnızdı
Anne, bana çay koyma.
Ben Ruslarla birlikte sıcak denizlere iniyorum.
Ve indikçe patates soyuyorum,
Hani bir zamanlar eldiven diktiğin titrek ellerimle.
Ya, burada her şey bi katatonik…
Yıldızlar falan onun gözlerine düşüyor.
Bunlardan çok varmış Anne,
Bizim balkondan on-on beş tanesi görünüyor
Balık kılçıkları babama sövdü dün gece.
Babam demişti hani:
“Nebukatnezar ortalığın amına koydu çocuğum”
Bunu babam demişti, ben ağlamıştım.
Ve o gece televizyonlar düşmüştü kanatlarıma. Karıncalı.
Çakıl taşları yuttuğum o yaz, topla beraber ileriye çıktım.
Ayak tırnaklarımla patlattım deniz yataklarını.
Şimdi ise inmeye devam ediyorum hala,
12 yaşımda futbolu bıraktığım halimle.
Ben ne jeneriklik goller attım,
Siz orda değildiniz bayan Anne.
Barış ile birlikte terk ederken bu mahalle maçını,
Arkamda intihar eden bir amokachi bıraktım.
Aras Keser
KIRIKA
Hayalbaz tarafından Ara.04, 2009 tarihinde eklenmiştir. Etiketler: Hayalbaz Sahne, Konser
Hayalbaz Sahnede

İnsanlık Durumu
Hayalbaz tarafından Ara.04, 2009 tarihinde eklenmiştir. Etiketler: Sergi, gösterim
İNSANLIK DURUMU- sergi

“…Yazar, devrimize musallat olacak felaketleri, zamanımızın karakterini bir kahin gibi evvelden hissediyor ve bütün dünyaya bildiriyor. Fakat uzak bir Çin’de geçen korkunç, trajik, şiddet dolu sahneler, bolluk içinde uyuklayan bir Avrupa’ya sadece egzotik gelmişti. 1930 dünyasının harp sonrası değil, harp öncesi olduğunu söylediği zaman, bu sözlere kimse ehemmiyet vermemişti… Kan ve hapishane dolu bir dünya, kamçılanan deliler, can veren insanları sımsıkı iplerle bağlayacak kadar kalpsiz cellatlar, korkunç işkenceler ve bu işkencelerden kurtulmak için zehiri ekmek gibi paylaşan insanlar! Bugün biliyoruz ki, bütün bunlar bir fanteziden ibaret olmayıp bir zamanlar dünyanın günlük hayatı olmuştur. Halbuki 1930 senesinde edebiyatta dramatik sahnelerden mümkün mertebe kaçınılır, yeknesak hayatların trajedisini tarife çalışılırdı. Sanatçılar iç sıkıntılarla, hayat yaşanmaya değer mi değmez mi gibi suallerle uğraşırken, Malraux’nun kitabı, lakaytlık içinde uyuşmuş Avrupa’ya indirilmiş bir sille idi. Fakat insanlar içlerine dönük bir vaziyette buna aldırmadılar.” (Melahat Menemencioğlu, ‘Mücadeleci ve San’atçı Andre Malraux’, Edebiyat Bahisleri, Cumhuriyet Gazetesi, Yıl 1959, Sayı 12.510)
Yukarıdaki metin, André Malraux’nun bir sahaftan alınmış İnsanlık Durumu kitabının içinden çıkan bir gazete kupüründen alıntıdır. Bu romandan sonra genel bir kavram haline gelmiş olan “insanlık durumu”, özde pasif bir tanım gibi görünse de tam tersine, radikal ve sert bir tavrı işaret eder. İnsanlık Durumu ideolojiler, sürgünler, savaşlar, inançlar, hayatta kalma mücadelelerine dışlanmışların penceresinden aktarıyor.
Bugünün post-modern dünyasına baktığımızda da aynı kavramlar daha şiddetli ve gerçekliğinden kopmuş bir şekilde devam etmektedir. Toplumun artık hümanist idealleri değil, sahte gerçeklikleri ve sistemin zorbalığını onay kurumu halini aldığımız günümüzde, ‘insanlık durumuna’ yeniden dönmek zorunluluğumuz var.
Erdal Kınacı’nın yapıtları toplumsal cinsiyet merceğinden insanlık durumunu sorguluyor. Toplumun tutucu ahlaki formları dışındaki var-oluşların, kadın-oluşların üzerindeki elbiseleri yırtıyor.
Güzin Tezel gündelik hayatın ışıltısı arasında gizlenmiş küçük bir cemaate uzatıyor deklanşörünün gölgesini. İnanç dediğimiz sistematiğin, tahakkümcü yapısını çocuk gözlerinden okumayı öneriyor.
Simber Atay aile soyağacının geçmişine bir bakış atıyor. Bu günün imgesini işin içine katarak…
Nezaket Tekin çizdiği resimli mülteci atlası ile aslında dünyamızın koca bir toplama kampına döndüğünün sinyallerini veriyor. Yıkıma koşan bir uygarlığın dünyasında hepimizin mülteci olduğunun altını kalınca çiziyor.
Suzan Orhan ise ülkenin ya da metropolün bodrum katlarına uzatıyor objektifini. Kaybetmeye doğmuş insanların yaşama enerjisini gündelik yaşam içinde yedirerek. Yıkık bir tepeden yeşilliklere dalan mağrur çocuk gözleri gibi.
Melahat hanım ile ilgili hiçbir kayıta ulaşamadık ama insanlar da içlerine dönük bir vaziyette buna aldırmadılar…
Rafet Arslan

Dembedem/feat: Stewart Todd(özel performans)
Hayalbaz tarafından Ara.04, 2009 tarihinde eklenmiştir. Etiketler: Hayalbaz Sahne, Konser, etkinlik
Dembedem ekibi, Londra’lı saksafon erbabı Stewart Todd ile bir kaç gecelik özel performanslar için yan yana geliyor.
Saykodelik etnik müziğin, free jazz ile birleşeceği performansın ikincisi 2 aralık çarşamba günü Hayalbaz Sahne de…


DENEYSEL PERŞEMBELER ( Tonguç Gökalp Project )
Hayalbaz tarafından Şub.02, 2008 tarihinde eklenmiştir. Etiketler: Hayalbaz Sahne, Konser
İzmir doğumlu olan Tonguç Gökalp, müzik alanında yaptığı profesyonel çalışmaların yanı sıra plastik sanatlara olan ilgisini yıllardır yarattığı objelerle pekiştirmiş. Müziğinin eksenine paralel olarak gelişen düşünce ve algılama biçimini hazır nesneler ve sesler içeren çalgılar ile bütünleştirip bu öğelerin ortak dışa vurumundan yola çıkıyor. İzmir’de deneysel (experimental) müziğin öncülerinden ve aynı zamanda İzmir’li avandgarde müzik gurubu Abarjazz’ın kurucu üyelerinden Tonguç Gökalp 07 Ocak 2009 perşembe gecesi elektro-akustik olarak performe edeceği Project ile etnik-elektronik performansını sergileyecektir.
