Ağustos, 2008 Arşivi
Hayalbaz’da Konser..
Hayalbaz tarafından Ağu.25, 2008 tarihinde eklenmiştir. Etiketler: Konser

Dar-ül Efkar
Hayalbaz tarafından Ağu.20, 2008 tarihinde eklenmiştir. Etiketler: Röportaj, Yorum

2003 Senesinde Mert Kamiller tarafından kurulan izmirli grup 2008 yazında Hayalbaz halkıyla tanışmış, kısa sürede Hayalbaz’ın bir parçası haline gelmiş durumda..
Hayalbaz’ın sanatsal eylemlerinde de müziğiyle tepkisini koyan, Ekim 2008′de albümünü müzik marketlerde bulabileceğimiz Dar-ül Efkar’ın röportajı ve Rafet Arslan’ın ‘Hardcore Rock’ yorumu..
![]()
MERHABA MERT
SEN GRUPTAN KISACA BAHSEDEREK BASLA ISTERSEN
Tabi ki;
Grup 2003 yılında Ankara’dan Evren Duruk Eskisehir’den Abdullah Ersöz ve Izmir’den
Mert kamiller tarafından söz ve müzikleri Mert Kamillere ait olan besteleri çalmak üzere
kurulmustur.
Üçümüzün de birbirimizden habersizce kesistigimiz veya ayrı düstügümüz hatırı
sayılır müzik geçmislerimiz var.Örneklendirmek gerekirse Evren 1996-98 senelerinde
Türkiye’de ekstra metal türevleri grupların hüküm sürdügü dönemde varlıgından haberdar
oldugumuz ve takip ettigimiz Ankaralı bir grubunun kurucu üyelerindendir.
Baterist arkadasımız Abdullah (apo)Ersöz yine Eskisehir’de kendi prova stüdyosunda
oryantal jazz ve klasik caz üzerine etütler ve çesitli çalısmalar yapan donanımlı bir müzisyen idi.
2008 yılında yerini devralan Saygın Salman yine TRT sazsanatcısı olan babasının vesilesi ile
Layıkıyla eğitim görmüş komple bir müzisyen.
Bateri dışında perdeli perdesiz pek cok türk müziği sazını kullanabilmekte.
Benim müzikal yasantım müzisyen olan babamın vesilesiyle önce onun gruplarında sahnede gezinen maskot pozisyonuyla basladı.
Anne karnında dinlemeye basladıgım Queen leri Pink Floyd’ları Emerson,Lake&Palmer’ları
Jethro Tull’leri saymazsak.(hepsi pederin favori grupları.)

SANSLISIN YANI?
Bilemiyorum hep bu sekilde yasadıgımdan aksının dezavantajları üzerine konusmam yanlıs
olur.
Avantajları oldugu gibi dezavantajları da vardır bu durumun muhakkak.
MÜZİK HAYATINDAN KISACA BAHSETMEK GEREKİRSE.
Ne kadar kısa sözedilebilir bilmiyorum.Kendimi hatırladığım günden beri müzikle iç içe oldum.
Hep kaliteli kalbur üstü müzisyen amcalar,ablalar,ağabeyler.
Gerçek anlamda alaylı olmaya doğmuşum sanki.
Yıllardır değişik isimlerle sürdürdüğüm müzik çalışmalarının harmanı;tamamı kendime aitsöz ve müziklerle (nihayet mi demeli,yoksa geç oldu maalesef mi demeli)”DAR-ÜL EFKAR” ismiyle kayda düşüyor.
BU BESTE KISMI ONEMLI DEGIL MI?
Kesinlikle.
Biraz sivri bir çıkıs gibi gelebilir ilkin kulaga ama bence kandı sarkılarını çalmayan grubun
varlıgı anlamsızdır.
Bence sahneleri de prova stüdyolarını da senlikleri organizasyonları da bosu bosuna ısgal
etmesinler.
Bugün Izmir’de barlar dolup tasıyor.
Yanı müzik dinlemek isteyen insanlar oldukça fazla.
Ne olur bir barda a grubu bir barda b grubu ülkenin her kösesinde bir grup kendi sarkılarını
çalıyor olsa.Insanlar senin söylediklerini begenilerine göre sana gelseler.
Elalemin sarkılarını calsınlar ok de zaten mainstream deki gruplar memleketi gezebiliyorlar
ve sıklıkla her sehirde boy gösterebiliyorlar.
Neyse çok dagılıyoruz.
Sözün özü kim ne yapmak istiyorsa yapacak.
Ancak biz bir bara gidip çalmak istedigimizde kimleri çalıyosunuz gibi absurt bir soruyla
karsılasıyorsak bir sorun teskil ettiklerini görüyoruz.
Ne demek kimleri çalıyorsun!?
Kendimizi çalıyoruz
Sakıncası var mı acaba.
ALBUM SAYESINDE BU SIKINTIYI AŞACAĞINIZI UMUYORUM.
Bizde öyle.Rüştünü ispat etmek adına önemli tabi ki.
DAR-UL EFKAR NE DEMEK?
DAR-UL EFKAR günümüzde kullanılan manasıyla efkar evi gibi bir anlam tasıyor biraz içe
kapanık ve negatif bir anlam tasıyor.
Bunun yanında islami literatürde dar’ın alem dünya manasında kullanıldıgını da görüyoruz.
Efkar da kelime anlamıyla düsünce fıkır anlamında.
Buradan yola çıkarak fikirler dünyası anlamı da tasımakta.
Her iki tanımlama da ayrı ayrı yada beraberce müzigimizi kusursuz bir sakilde tanımlıyor.

PROTEST SALDIRGAN SOZLERIN VAR.GRUBUN SIYASI DURUSU HAKKINA
BIRAZ KONUSABILIR MIYIZ?
Grubun sözlerinden ve müziginden sıyası durusundan bahsederken aslında benim sıyası
durusumdan bahsetmek demek olacak bu.
Tabı müzisyen arkadaslarımda bana katılıyor olacaklar ki 5 senedir yanımda duruyorlar.
Ancak katılmadıkları bolümler de olacaktır.onları da üzmek istemem.
Her seyi söylüyorum zaten sarkılarda.
Ne eksigi ne fazlası bu sekilde devam edecektir.
Belki çok çocuklarım(sarkılarım) söyleyemeden benimle topragın altına gidecektir.
Saglıgım el verdigi surece bu bu sekilde devam edecek.
SARKI COK, BUNU ANLIYORUM BURDAN…
Su an bitirdigimiz 13 sarkılık. Albümümüz “Arz” Atlantis müzik tarafından lisanslandı.
Heyecanla sonbaharı bekliyoruz.
Tabı onu tanıtmak adına konserlerimiz oluyor. orda müstakbel albümlerimizden de sarkılar
çalıyoruz.ilgiyi dagıtmamak adına onlardan simdilik semce 3-5 tane sureye göre.
Takıp eden 2. sinin adı SUR 3.sunu KIYAMET olarak planlıyoruz.
DAHA ÖNCEKİ YILLARA KIYASLA İZMİR’de SİZİN YAPTIĞINIZ TÜRDEKİ MÜZİĞİ DİNLEYEN SAYISINDA ve KALİTESİNDE NASIUL BİR DEĞİŞİKLİKJ VAR?
Türkiye’nin en aydınlık kentinin yine en aydınlık insanları ve onların çocukları,
Düşünerek konuşan konuştuğunun bilincinde olan arkasında duran sorumluluk sahibi İzmir’liler.
Onlardan biri olmaktan dolayı gururluyum.
Rock müzik dinleyen kesim de artış yada azalmagözlemlemiş değilim.
Şeklen alternatif bir jenerasyon gözlemleyebiliyorum.
Ancak ne tür müzik dinlediklerine dair bir fikrim maalesef yok.
“dar-ül efkar”ı bilmelerini ve anlamalarını isterim.
SIK KİTAP OKURMUSUNUZ?
Küçüklüğümden beri evimizin bir odasını dolduran kitapları inceleme fırsatım oldu.
Çok okudum ,çok düşündüm üzerlerine.
Not tutma,alt çizme gibi alışkanlıklarım var.
Ansiklopedi okumayı ve otobiyografi okumayı çok seviyorum.
En son yeni tanışma fırsatı bulduğum Onur Akyıl’ın VİETNAM MEKTUBU’nu inceledim.
Hala etkisi altında olduğumu itiraf edeyim.
HAYALBAZ ETKİNLİKLERİ VE SERGİLERİ İÇİN NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ;
Hımm.evvela hayalbaz İzmir için büyük bir şans.
Kıymeti bilinmesi gereken,üzerine titrenmesi korunması gereken bir oluşum.
Her şeyden evvel ve illaki yaptığı işin entelektüel boyutunu es geçmeyen hayalbaz’ı
Dar-ül efkar ev biliyor.
İnsanlar paylaştıkça…..
MÜZİK DIŞINDA TUTKUYLA BAĞLI OLDUĞUNUZ NELER VAR.
Çok tutkulu,takıntılı,simbiyotik bir aşığım.
Bir de arabam.1969 model bir ford capri’m var.
At,avrat,silah denir ya.
İşte arabam,kadınım,beyaz Explorer kasa gitarım.
EN ÇOK KİMLERİ DİNLERSİNİZ?
Kaç mb’lık hosting alanımız var?
Gerçekten çok geniş bir spectruma yayılmış iddialı bir arşivim mevcut.
Bir ödev,görev edasıyla sabırla müzik inceliyorum.
Zamanımın büyükkısmı bu şekilde geçiyor.
Sanatçılar hakkında müzikoljik araştımalar,hayatlarına dair okumalarım,empati yapabilir miyim acaba düşüncesi ile kendi kendime girdiğim yabancı mood lar.
Ancak hepsinin nihayetinde güney rock soundu benim için vazgeçilmez.
Aerosmith,guns n’ roses,mötley crue,skid row.
Bir çırpıda sayabileceğim şeyler.
MÜZİKTEN GEÇİMİNİZİ SAĞLAYACAK PARAYI KAZANABİLECEĞİNİZİ DÜŞÜNÜYOR MUSUNUZ?
İnan adamım bunu düşünerek bile değerli vaktimden harcamış olurum.
Onun yerine aralıksız çalışma.
Yola devam.
HAYALBAZ SAHNESİNDE OLMAK SİZİN İÇİN NASIL BİRŞEY?DİNLEYİCİ KİTLENİZ İÇİN NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?
“Dar-ül Efkar” dinleyicisi,
Dert sahibi,hoşnutsuz,sinirli uslanmaz isyankar insanlar.
En azından sahne önlerinde yakın iletişim kurabildiğim hatrı sayılır insanlar böyle idi bu güne kadar.
Biz birbirimizi biliriz.
Nerde olsa tanırız.
Diğerleri de bizi tanır.
Hayalbaz sahnesi tasvir ettiğim insanların buluşma noktası.
Bu bahsettiğim duygusal potansiyelin fiziksel olarak anıtlaşması.
Çok uzun yıllar mevcudiyetini sürdürmesini isterim.
Çok yaşasın.
SON OLARAK SÖYLEMEK İSTEDİKLERİNİZ VAR MI?
Grubum adına teşekkurler ederim.
Herkesi “dar-ül efkar”’a davet ediyorum.
Hayalbaz’ın güzelliğinin memleket sathına yayıldığı günlerin hayalindeyiz.

Hardcore Rock
Bardaki karşı masadaki herifle kesişip, tuvalette kendini yalatan sahte aşkların peşinden rock müzik daha ne kadar göz yaşı dökecek?
Ağlayan, sızlayan, öz eleştiri nehrinde salya sümük olan ter edilmiş şaşkın adamların türküsünden sıkılmadık mı?
Son yıllarda rock grubu diye lense edilen, tatlı-kırılgan çocukların müziği parlak bir ambalaj ile hakim kılınmaya çalışılıyor. Sokakların keskinliğin, aşkın çılgınlığının yıkımından-yıkıcılığından, gecelerin karasından uzak bu evcil tavır ile ne yazık ki bir nesil büyüdü. Popüler kanallarda şu an etkisi hissedilmese de, rock müziği saldırgan ritmini yeniden hakim kılmaya niyetlenen dipten gelen yeni bir dalga var.
Bu dalganın bir parçası da İzmirli grup Dar-ül Efkar. 18 Temmuz günü İzmir Hayalbaz da verdikleri konserde; müziğinde ve sözlerinde saldırgan olmayı beceren; becermeyi bilen bir Dar-ül Efkar sahnede gördüm. 2003 yılında İzmir de bir araya gelen grup ülkenin bir çok şehrinde konser ve festival performanslarına şimdiden imza atmış durumda. Rock’n roll’un klasik formülü olan gitar/bass/davul triosundan yola çıkmış ekip Mert Kamiller, Evren Duruk ve Saygın Salman’dan oluşmakta.
Depolitize ilan edilen bir kuşaktan çıkmış Dar-ül Efkar Eylül, Devam Yola Devam şarkılarında açıkça görüldüğü gibi isyan eden, gerektiğinde öfkeli olmaktan sakınmayan bir tavra sahip. Hayır, susma-diyen, ses vermeye çağıran direngen bir rock müziği filizlendirmeye çalışıyor. Grubun vokal ve gitar performansını da üstlenmiş Mert Kamiller’in yazdığı sözler son yıllarda sıkça karşımıza çıkan doldur boşalt liriklerden değil.aşkın acısını da küçük düşmeden öfkeye çevirebiliyor, özgürlük talebini de salt slogan tuzağına düşmeden aktarabiliyor.
İzmir rock müziğinin kalbinin attığı Alsancak adasında yıllardır beslenen ciddi bir underground damar var. Fanzinlerden, otonomlara, punk çetelerden amatör gruplara egniş bir yelpaze. Ama ortada gözüken sürekli aynı repertuarları çalan, beste yapmaktansa cover parçalara yaslanan bar grupları oluyor. Oysa Alsancak gruplarının da, tıpkı Kadıköy sound gibi güçlü yer altı kanalları ile kendini besleyip sanatlarını-tavırlarını ülkeye gösterip, kendi sound’larını duyurma zamanı geldi.
Ülkenin öne çıkmaya başlayan indie-label’ı Atlantis ile anlaşıp stüdyo aşamasını tamamlayan dar-ül Efkar’ın ilk albümü ARZ ekim ayı içinde müzik marketlerde yerini alacak. İlk albüm olmasının bazı küçük dezavantajlarını taşısa da Dar-ül efkar sıkı bir performans grubu ve sürekli kendini farklı kaynaklar ile besliyor. Maddi ve teknik aksaklıkların 2. albümle rahatlıkla kapatılacağını ve sahnede gördüğümüz gümbür gümbür ritim ile sallanıp yuvarlanacağımıza eminim.
Dar-ül Efkar gemisi Ekim ayı ile birlikte ilk albüm seferine çıkıyor. Ne diyelim yolunuz açık olsun çocuklar. Var olduğunuz, beslendiğiniz şehrin sokaklarının hüznü ve öfkesi; delirip kafa attığımız duvarların aksak ritmi sizinle olsun. Devam, yola aynen devam.
Rafet Arslan
Nükleere Karşı Sanat, Barışarock’taydı..
Hayalbaz tarafından Ağu.17, 2008 tarihinde eklenmiştir. Etiketler: Sergi, etkinlik

Hayalbaz yanına dostlarını ve birkaç eşek yükü de malzemeyi sırtlayarak Barışarock alanına yola çıktı. İstanbul’dan action katılan dostların da katılması ile dinar bandosu tamamlandı. Tıpkı geçen seneki gibi Hayalbaz/S.E.T bir festivale gelmekten çok öte, sergi aksiyonu ve performansı ile alandaydı. İnsanların sergileri, galerilere gezmediği bir dönemde genç ve muhalif iddialı kitle ile sanatlarını buluşturmak için. Bize ayrılan basket sahası ve festival alanında sanat ile hayat arasındaki sınırları kaldırmak, üretme eylemin hazzını yaşamak, kolektif yaratının ışıltısını hissetmek, sanat üretim ve sunumunu bir protestoya çevirmek çabasındaydık.

Cumartesi öğlen saatlerinde İzmir Hayalbaz sergisinde yer alan eserleri ve onlara yeni eklenenleri alandaki yerimiz basket sahasına düzenlemişti. Hayalbaz-S.E.T harekat komitesizlikleri elde megafon alanda, neden nükleere karşı adlı metinlerini dağıttılar ve hatta festival katılımcılarından, sergiledikleri pek denenmemiş Artaud’un vahşet tiyatrosuna selam çakan performansları ile ilgi topladılar.

Hayalbaz alanında sırasıyla, girişte 5 tuval, ardından grafik ağırlıklı afişler, el emeği afişler, fotoğraf ve foto enstalasyonlar ve heykel yer almaktaydı. Girişteki tuvaller Sirena, Onston, Murat Seydi Koç ve Senem Yağsan imzalıydı. Kendi modelliğindeki başarılı foto-enstalasyonu ile Dilan Bozyel ve şu sıralar Almanya da olduğundan aramızda olmayan Sirena’nın foto-manipülasyonu yanındaki diğer 6 fotoğraf Hayalbaz fotoğrafçılarının imzasını taşıyordu ve serginin en çok dikkati çekenleri arasındaydı.
İzmir sergimizde yer alan Arjantin Sürrealist grubu temsilen J.Carlos’un işi ve İç Mihrak kolektifi 2 afişi ile yine alandaydı. Perşembe İzmir ve İstanbul sokaklarında yer alan stickerlarını da sergiye taşımıştı.

İzmir ekibiyle sergi aksiyonuna katılan Dar-ül Efkar grubu fişsiz ama hardcore müzikleri ile sergi alanında dört performans gerçekleştirdi. İlk gün İstanbul ekibinden dostlarımız Cins ve Rad kopuk bir basket potasını, yıkımın pornografik mutasyonunu resmeden bir kolektif grafiti ile süslediler. Fantom da bir kolaj ve şiiri aynı gün alanda oluşturup sergiledi.

Alanda geçen sene Barışarock’taki tutku suçları sergimizde bizlerle olan, sonsuza uğurladığımız Deniz/Tutkutut yine geçen sene alandaki işleri ve S.E.T’in anma notu ile yanımızdaydı.

Fikret Güneş puzzle olarak tasarladığı ve parçalarını kolye olarak dağıttığı barış işareti tablosu ve DNA adlı heykeli ile sergideydi. İnsanların bir parçasını bedenlerine takabildiği, bu iletişime açık ve kollektivite olabilen yapıt izleyicilerin dikkatini ve sempatisini kazandı. İlk gün ayrıca İstanbul’daki Hayalbaz-Biz tiyatro atölyesinden dostlar yanımızdaydı.

İkinci gün ise Onston ilk gün boş olarak sergilediği çerçeveye, sergi alanında otomatik çizimini yaptı. Onston’un çiziminden etkilenen bazı gençler de çizim çalışmasına katıldı ve bunlardan bir örnekte Hayalbaz sergi panolarına asılı sergiye dahil oldu. 2. gün Hayali ve Ilgaz basket alanının girişine sergi sloganını sprey ve akrilik ile canlı bir performans ile işlediler. Bu arada alanın değişik yanlarına yaptığımız işin samimiyetini kavramayan, önyargılılara seslenen idrak eksik ve Donnie Darko ruhuna seslenen yazılamalar da yapıldı.

Dar-ül Efkar ‘ın 2.gün performansları Can Sıkıntısı fanzinden arkadaşların Nazım Hikmet’in şiirlerini tiyatral bir sunum ile okumaları ile renklendi. Tüm bu performanslar Hayali ve Ilgaz’ın erekte objektifleriyle, özenle belgelendi. Hayalbaz’ın başkanı Gökhan bu arada sağduyusu ve paylaşımcı tavrıyla ekibin moral deposu gibiydi. Narkız’ın son anda gelen şiirini alana yerleştiremesek de S.E.T blog da hemen yerini aldı.

Sonuçta Hayalbaz/S.E.T festivalcilik oynamaya, kamp yapmaya değil tepki duydukları başlıklara ses vermeye, kolektif üretmeye, insanları da önce iletişime ve ardından eyleme çekme amacıyla oradaydı. Duruşları, tavırları ile dostlar bu yaklaşımı yaşamaya-yaşatmaya çalıştılar. Ve bu sergiden de yeni deneyimler, dersler, paylaşımlar ile ayrıldılar. Yeni yollara ve durumlara açılmak için.
11.08.2008
Rafet Arslan